Anlaşma Protokolünde belirtilen nafaka kaldırılabilir mi? Bozmadan sonra yeni olguya dayanarak direnme kararı verilebilir mi?

Anlaşma Protokolünde belirtilen nafaka kaldırılabilir mi? Bozmadan sonra yeni olguya dayanarak direnme kararı verilebilir mi?

Anlaşma Protokolünde belirtilen nafaka kaldırılabilir mi? Bozmadan sonra yeni olguya dayanarak direnme kararı verilebilir mi?

Hukuk - Yüksek Yargı Kararları - 2017-08-31 00:00:35

 

Hukuk Genel Kurulu         2017/997 E.  ,  2017/1089 K.
 
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
 
 
Taraflar arasındaki “nafakanın kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin 1. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.02.2013 gün ve 2012/734 E., 2013/123 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.05.2013 gün ve 2013/5817 E., 2013/7740 K. sayılı kararı ile; 
"... Dava dilekçesinde; boşanma davasında hükmedilen 500 TL yoksulluk nafakasının, davalı kadının boşanma davasından sonra kendi adına kayıtlı olan bir taşınmazını 900.000 TL bedelle satarak zenginleştiği iddiasıyla kaldırılması talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; boşanma davası sırasında da davalının bu taşınmaza malik olduğunu, davacının protokolle bu nafakayı ödemeyi kabul ettiğini, boşanma davasından sonra tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında bir değişme olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı adına kayıtlı bulunan ve evlilikten önce alınmış olan Silifke, Olukbaşı Köyü, 427 parsel nolu, 17.419,78-m2 yüzölçümlü arsa niteliğindeki taşınmazın 08/08/2012 tarihinde resmi rakamlara göre 900.000,00-TL bedelle bir şirkete satılmış olduğu ve bu şekilde davalının çok yüklü miktarda nakit para elde etmiş olması ve yoksulluğunun nakdi olarak artık söz konusu edilemeyeceği kabul edilerek yoksulluk nafakasının ortadan kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.nun 175.maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir, 176/4.maddesine göre ise, yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iraden artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Anılan yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzeder. 
Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.
Somut olayda taraflar 27.06.2011 tarihinde kesinleşen karar ile anlaşmalı olarak boşanmışlar, taraflarca imzalanan protokolün 3. maddesinde davacı ..., davalı ... 'e aylık 500 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmiş, anılan protokol boşanmanın eki niteliğinde kabul edilerek mahkemece, davalı kadın lehine 500 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir.
Dosya arasında bulunan tapu kaydı ve belgeler incelendiğinde, davalının yukarıda bahsi geçen Silifke, Olukbaşı Köyü, 427 parsel nolu, 17.419,78-m2 yüzölçümlü arsaya 01.04.2008 tarihinden itibaren malik olduğu ve 08.08.2012 tarihinde dava dışı bir şirkete 900.000.TL bedelle sattığı, boşanma davası (28.09.2010) sırasında da bu arsaya malik olduğu ve davacının bunu bilerek, serbest iradesiyle imzaladığı protokol ile davalıya nafaka ödemeyi kabul ettiği anlaşılmaktadır. 
Bu durumda davanın, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebi yönünden reddi gerekirken istemin kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..."
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
 
 
HUKUK GENEL KURULU KARARI
 
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine ilişkindir. 
Mahkemece, tarafların 27.06.2011 tarihinde kesinleşen karar ile anlaşmalı olarak boşandıkları, 03.06.2011 tarihli protokol uyarınca davalı lehine aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ancak evlilik tarihinden önce davalı adına kayıtlı bulunan 427 parsel sayılı taşınmazın 08.08.2012 tarihinde resmi kayıtlara göre 900.000,00 TL bedelle satıldığı, bu şekilde davalının çok yüklü miktarda nakit para elde ettiği, yoksulluğunun nakdi olarak artık söz konusu edilemeyeceği, başkaca araştırma yapılmadan salt bu durum nedeniyle yoksulluk nafakasının kaldırılması gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı vekilince temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, her ne kadar taraflar anlaşmalı olarak boşanmış ve davalıya nafaka ödenmesi konusunda uzlaşmış iseler de davalının mevcut taşınmazının çok yüksek bir bedelle satıldığı, ayrıca davalıya ölmüş olan babasından dolayı emekli maaşı bağlandığı, bu şekilde davalının ekonomik ve sosyal durumu ile refah seviyesinde davacıya nazaran çok fazla bir artış olduğu, sırf boşanma protokolünün öne sürülerek davacıyı sürekli mağdur edecek ve ekonomik açıdan fazlasıyla sıkıntıya düşürecek bir nafakayı ödenmeye devam etmesi yönündeki değerlendirmenin mevzuata, hakkaniyete ve sosyal gerçekliğe uygun olmadığı gerekçesi ile önceki hükümde direnilmiştir. 
Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, boşanma davası sırasında taraflarca düzenlenen protokol uyarınca davalı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılması için gerekli koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesinden önce temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme, bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde direnme kararının varlığından söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 gün ve 2014/13-2172 E., 2015/1311 K. sayılı kararı).
Somut olayda, ilk kararda davalının taşınmazını resmi kayıtlara göre 900.000,00 TL bedelle sattığı, yoksulluğunun nakdi olarak sona erdiği ve başkaca bir araştırma yapılmadan salt bu durum nedeniyle yoksulluk nafakasının kaldırılması gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verildiği halde, bozma kararı sonrasında mahkemece 27.09.2013 tarihli duruşmada UYAP sistemi üzerinden davalı ...'ın sosyal güvenlik kaydı çıkarılıp, ölen babasından dolayı emekli maaşı aldığı tespit edilmek suretiyle önceki gerekçeler yanında davalının babasından dolayı maaş aldığı hususuna da dayanılarak direnme kararı verilmiştir.
Görüldüğü üzere, davalının sosyal güvenlik kaydı bozma kararı sonrasında dosya arasına alınmış ve davalıya ölen babasından dolayı maaş bağlandığı yönündeki yeni bir bilgiye dayalı olarak direnme kararı verilmiştir.
Şu hale göre, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, yerel mahkemece davalıya ait sosyal güvenlik kaydının dosya arasına alınarak, bu kayıttaki bilgiye de dayanılarak karar verilmiş olmasının yeni hüküm niteliğinde olmadığı, davalının yoksulluk durumunun sona erdiğine ilişkin ilk hükümdeki gerekçenin güçlendirildiği ve ön sorunun bulunmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Hal böyle olunca, yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir. 
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
S O N U Ç: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 07.06.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Sende Yorumla...

ilhan can

Nafakanın süresiz olması insanları birbirine düşürüyor Ben de nafaka ödüyorum ödeme yapamadım vakit hapse gireceğim bu işin bir sonu olmalı yoksa çok cinayetler çok kötülükler olacak daha bu kanun acilen değişmesi lazım Dinimizde bile iddet suresi var ömür boyu nafaka olur mu bir yerde kopuyor insanlar birbirine düşüyor benim karım ödemezsen eşek gibi ödeyeceksin diyor ödemezsen hapis attırırım diyor seni Dayak manyağı yaparım diyor sonucu Siz hesaplayın çok acil değişmesi lazım kadın çalışıyor 1 gün önce
DİĞER HABERLER