İstanbul Sözleşmesi Ne getirir, Ne götürür?

İstanbul Sözleşmesi Ne getirir, Ne götürür?

İstanbul Sözleşmesi Ne getirir, Ne götürür?
İstanbul Sözleşmesi Ne getirir, Ne götürür?

İstanbul Sözleşmesi ‘1′” ile ilgili yoğun bir tartışma sürüyor. Kimilerinin kahraman edası ile ortaya çıktığı, diğerlerinin de adı geçen sözleşmeyi hiç okumadan, “Ezbere” karşıtlığa katıldığını, “Vurun kahpeye”, “Ya sev, ya terket”, “Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır” anlamında “İstanbul Sözleşmesi“ne  karşıtlığın ortaya konulduğu tartışıla geldi. Sözleşmenin de feshi istendi. Konuya girmeden Taha Akyol’un Hürriyet’te 22 Eylül 2017 tarihinde yazdığı “Başta Mustafa Kemal, Milli Mücadele liderleri “Söz konusu olan vatansa”, hiçbir ayrıntıyı “teferruat” saymadılar, kılı kırk yardılar. Zaten Atatürk’ün böyle bir sözü yoktur; onun ayrıntılara dikkat özelliğine de terstir.” şeklindeki cümlesini de hatırlatmayı istedim.

“Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Bu cümle İslam dininin ana kitabı Kur’an-ı Kerim’in Mâide Suresi, 32. Ayetinin bir bölümüdür. Gerek İslâm’da gerekse İslâm’dan önceki ilâhî dinlerde insan hayatının kutsal olduğu bildirmiştir. Bir canı korumayı bütün insanlığı korumak kadar üstün bir fazilet saymış; bir cana kıymayı da bütün insanları öldürmek kadar büyük bir cinayet olarak değerlendirmiştir. Çünkü bir insan, türünü temsil eder ve insanlar birbirine eşittir.

Konuyu dağıtmadan yukarıdaki paragrafın düşündürdüğü o kadar çok konu var ki…Birincisi, ayet sadece müslüman veya bir ülke vatandaşı, ya da dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri niteliklerle insanı sınırlamıyor. Genel olarak “insan” deniliyor. Bu noktadan bakınca İslam inancında öncelik öldürmek, yok etmek, nefretetmek olmadığını görüyoruz. İnsan öldürmeyle övünmek ve her hangi bir vakıada öldürülen insan sayısı vermek yerine kurtarılan insan sayısını vermenin  önemi yadsınamaz. Öldürmeye  İslam dini de, pozitif hukuk da meşru müdafaa (uğranılan bir saldırı karşısında kişinin kendisini veya bir başkasını koruması. Saldırıyı durdurmak veya saldırının etkilerini azaltmak amacıyla orantılı güç ile gerçekleştirilen karşı saldırı) vb. durumlara cevaz vermekte ve ceza sorumluluğu bu durumda ortadan da kalkmaktadır. Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde günümüzde “İslam” toplumlarının iyi örneklik veremediğini söylemek yanlış da olmaz.

İkinci nokta ise, Nasrettin Hocanın kıyamet sorusuna verdiği; “ Benim bildiğim iki kıyamet var; hatun ölünce küçüğü, ben ölünce büyüğü kopacak ”  cevabında özetleniyor. Yani kişi ölünce onunla ilgili dünya da bitiyor. Empati yapıldığında da kişinin ölmesi durumunda onun açısından da her şey, dünya bitiyor, insanlığın tümünün bir anlamda ölmesi de gerçekleşiyor.

Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında “Müslüm” filmi vardı. İzlediğim kısımlarda Müslüm Gürses’in babası eşini evde bıçaklayarak, kundaktaki kızı Ezo’yu da kundağıyla birlikte duvara vurarak öldürüyor. Öncesinde Müslüm’ü dövüyor, para istiyor. Annesi dövmeyi engellemek için olanca parasını veriyor. Ölüm hadisesinden önce ise elinde bıçağı sürekli eşinin üzerinde gezdiriyor, çocuklar ve hatta  izleyiciler de geriliyor. Bu tavırlar doğal bir yaşam tarzı gibi izleniliyor. Film her ne kadar kurgu olsa da gerçek hayatta ise Müslüm’ün babasının eşini öldürdüğü, öldürmenin de sokakta olduğu, kızını ise öldürmediği basında yer alıyor.

Emine Bulut olayını hatırlarız: 18 Ağustos 2019 tarihinde, Fedai Baran isimli şahıs 4 yıl önce boşandığı eski eşi Emine Bulut ve kızı ile bir kafede buluşuyor daha sonra Emine Bulut ile tartışmaya başlıyorlar. Bulut’un eski eşi Fedai Baran, yanında getirdiği bıçakla Bulut’a saldırarak, Bulut’u vücudunun çeşitli yerlerinden ağır yaralıyor ve olay yerinden kaçıyor. Kızının “Anne Ne Olur Ölme” feryatlarıyla “Ölmek İstemiyorum” diye yardım isteyen Bulut, gelen sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılıyor ancak kurtarılamıyor.  

2013 yılında Samsun’da tartıştığı 18 yaşındaki üniversite öğrencisi sevgilisi Mecit Özbaran tarafından bıçaklanan ve boğazı kesilen 19 yaşındaki Serpil Öztürk, sanıktan şikayetçi olmuştu. Özbaran genç kızı nasıl bıçakladığını hatırlamadığını söylerken; Öztürk ise, “Ya benimsin ya toprağın”  diyerek bıçağı sapladı. Senin hatırlamadığın o anları ben ömrüm boyunca unutmayacağım” dediğini ifade etmişti.

Ferdi Tayfur’un seslendirdiği bir şarkı vardı. Sözleri ise şöyle;

Seni benden alamazlar

Ya benimsin ya toprağın

Aşkımızı yıkamazlar

Ya benimsin ya toprağın

Bilindiği gibi, toplumunun özelliklerini, tarihini, gelenek ve göreneklerini en güzel şekilde yansıtan unsurlardan birisi de şarkı ve türkülerdir. Bu şarkının da teması “Ya benimsin ya toprağın” üzerine…

Şimdi sadece 2017 yılının Aralık ayına kısa bir göz atalım:

  • 31 Aralık 2017 tarihinde “ Erhan M. adlı kişi, sevgilisi Buket Şişek’i 5. kat balkonundan atarak öldürdü. Şişek’i bir hastaneye bırakıp kaçtı. Kadının vücudunda darp izleri tespit edildi, Erhan M.’nin telefonunda “Bedavadan kızı öldürtmeyin” mesajları ortaya çıktı.” (gazetevatan.cım, milliyet.com.tr)
  • Aynı gün, 19 yaşındaki Furkan K. kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisi Ayten Keklik’i öldürdü. Ardından intihar girişiminde bulundu (sozcu.com.tr    haberturk.com ).
  • 30 Aralık 2017 tarihinde; Tevfik K. adlı kişi, tartışma üzerine sevgilisi Dilek Diner’i öldürdü. Cinayet olaydan 3 ay sonra aydınlatıldı (aksam.com.tr).
  • 27 Aralık 2017 tarihinde; Seyfali Akkoç adlı kişi, bir süredir kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisi Zuhal Doğan’ı çalıştığı kafede bıçaklayarak öldürdü. Ardından intihar etti ( sabah.com.tr )
  • 25 Aralık 2017 tarihinde;  Şeyhmus İ. adlı kişi kendisini aldattığı iddiasıyla karısı Rojbin İ.’yi öldürdü. Sabah olay yerine gelip gazetecilere cinayeti anlatan erkek, polisin geldiğini öğrenince kaçtı. Kadının cinayetten yaklaşık 1 hafta önce kocası tarafından sığınmaevinden alındığı belirtildi  (haberturk.com    milliyet.com.tr).
  • 24 Aralık 2017 tarihinde; 18 yaşındaki Fatih Alim Metin, annesi Nadire Metin ile babasını öldürdü, ardından intihar etti (milliyet.com.tr – hurriyet.com.tr ).
  • 23 Aralık 2017 tarihinde; Hakan Kavukluoğlu adlı kişi, 2 yıl önce boşandığı ve barışma teklifini reddeden eski karısı Nuray Yolcu’yu dolmuşta bıçaklayarak öldürdü. Kavukluoğlu’nun boşandıktan sonra da kadına şiddet uygulamaya devam ettiği, ev ve işyerini yakma girişiminde bulunduğu ve Yolcu tarafından hakkında çok sayıda şikayet bulunduğu ortaya çıktı( hurriyet.com.tr    antakyagazetesi.com).
  • 23 Aralık 2017 tarihinde; Soner Uçku adlı kişi, bir süre önce anlaşmalı boşanıp aynı evde yaşamaya devam ettiği eski karısı Gamze İlhan’ı kendisine eksik para verdiği iddiasıyla öldürdü. Cinayetten sonra kaçan erkek yakalandı (hurriyet.com.tr).
  • 19 Aralık 2017 tarihinde; T.M. adlı kişi, sevgilisi Funda Turan’ı öldürdü. Cinayetten sonra kaçan erkek yakalandı ( hurriyet.com.tr).
  • 19 Aralık 2017 tarihinde; 26 yaşındaki Günhan Öztürk, aynı gün tanıştığı üniversite öğrencisi Zülal Tütüncü’yü öldürdü. İfadesinde kaygı bozukluğu yaşadığını, olayı hatırlamadığını söyledi (hurriyet.com.tr    haberturk.com).
  • 18 Aralık 2017 tarihinde; İsmail Arı adlı kişi, nikah sözünü yerine getirmemesi üzerine oturduğu evin anahtarını değiştirerek kendisini eve almayan sevgilisi Sibel Kılıçlı’yı öldürdü (hurriyet.com.tr).
  • 18 Aralık 2017 tarihinde; 5 ay önce kaybolan Neslihan Apa’nın, aracına bindiği tır şoförü Doğan Yıldırım tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Apa ile seks için anlaştığını öne süren Yıldırım, para konusunda tartışma üzerine cinayeti işlediğini ve cesedi 900 km aracında taşıdıktan sonra Gebze’de bir sazlığa attı ( hurriyet.com.tr    cumhuriyet.com.tr).
  • 17 Aralık 2017 tarihinde;  İ.K. adlı kişi, karısı Azize K.’yı öldürdü. İfadesinde, kızının erkek arkadaşı zannederek ateş ettiğini söyledi (hurriyet.com.tr).
  • 13 Aralık 2017 tarihinde; Polis memuru Oğuzhan Küpeli, tartıştığı karısı Meryem Küpeli’yi öldürdü. Ardından intihar etti ( hurriyet.com.tr    milliyet.com.tr).
  • 13 Aralık 2017 tarihinde; Erol Adıyaman adlı kişi, tartışma üzerine karısı Safiye Adıyaman’ı öldürdü, çocukları Selenay, Nazlı Nur ve Çınar’ı da öldürdükten sonra evi yakıp camdan atladı. Sağ kurtulan erkeğin, hakkında 10 ayrı suçtan işlem bulunduğu ortaya çıktı (hurriyet.com.tr    gazetevatan.com). 
  • 13 Aralık 2017 tarihinde; Erol Adıyaman adlı kişi, tartışma üzerine karısı Safiye Adıyaman’ı öldürdü, çocukları Selenay, Nazlı Nur ve Çınar’ı da öldürdükten sonra evi yakıp camdan atladı. Sağ kurtulan erkeğin, hakkında 10 ayrı suçtan işlem bulunduğu ortaya çıktı (hurriyet.com.tr    gazetevatan.com).
  • 13 Aralık 2017 tarihinde; Erol Adıyaman adlı kişi, tartışma üzerine karısı Safiye Adıyaman’ı öldürdü, çocukları Selenay, Nazlı Nur ve Çınar’ı da öldürdükten sonra evi yakıp camdan atladı. Sağ kurtulan erkeğin, hakkında 10 ayrı suçtan işlem bulunduğu ortaya çıktı (hurriyet.com.tr    gazetevatan.com).
  • 11 Aralık 2017 tarihinde; Ünsal Ocakverdi adlı kişi, tartıştığı karısı Suna Ocakverdi’yi öldürdü (hurriyet.com.tr). 
  • 10 Aralık 2017 tarihinde; Kemal Y. adlı kişi, kendisini taciz etmesi nedeniyle hakkında şikayetçi olan Nafiye Şahin’i sokak ortasında öldürdü (hurriyet.com.tr    gazetevatan.com). 
  • 9 Aralık 2017 tarihinde; 17 yaşındaki Kenan G., Van’da bir süre önce eşinden boşanıp İstanbul’a yerleşen annesi Mercan Karaer’i öldürdü. Annesini, dayısı Onur K.’nın yardımıyla götürdüğü boş bir arazide öldüren Kenan G. cinayetten sonra yakalandı ( hurriyet.com.tr). 
  • 6 Aralık 2017 tarihinde; Ferhat Zengin adlı kişi, şiddet uyguladığı ve bir süredir ayrı yaşadığı karısı Ayşe Zengin’i, boşanma davalarının görüleceği günün hemen öncesinde, barışmayı kabul etmemesi üzerine öldürdü. Bir süredir kardeşiyle yaşayan Zengin’in, kadın cinayeti haberlerine “Bir gün beni de böyle haberlerde görürsün” diye tepki verdiği ortaya çıktı (posta.com.tr    milliyet.com.tr). 
  • 5 Aralık 2017 tarihinde; Veysel Yıldız adlı kişi, kardeşinin kayınpederinin imam nikahlı eşi Sevdet Keskin’i park halinde bulundukları araçta öldürdü. Ardından intihar etti(dha.com.tr  hurriyet.com.tr).
  • 5 Aralık 2017 tarihinde; Sedat Uluışık adlı kişi, şiddet uyguladığı ve bu sebeple bir süredir ailesiyle yaşayan karısı Sultan Uluışık’ı öldürdü. O sırada evde bulunan 60 yaşındaki M.Ö.’yü de öldüren Uluışık, aldatıldığını öne sürdü. Erkeğin bir süredir kadınla barışmaya çalıştığı belirtildi (hurriyet.com.tr).
  • 5 Aralık 2017 tarihinde; Alparslan İ. adlı kişi, kendisini reddeden Ayşe Öztürk’ü işe gittiği sırada sokak ortasında öldürdü. Babasıyla birlikte kaçmaya çalışan erkek yakalandı (haberturk.com). 
  • 4 Aralık 2017 tarihinde; İntihar ettiği haberleri basına yansıyan Eylem Tiller’in, ailesinin suç duyurusunda bulunması üzerine kocası H.T. tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Kadının evliliği boyunca da kocasından ve kayınpederinden şiddet gördüğü belirtildi(haberler.com    jinnews.com.tr).
  • 3 Aralık 2017 tarihinde; Güngör Kaçar adlı kişi, çocuklarını ziyarete gelen, bir süre önce boşandığı karısı Gülay Gökdemir’i öldürdü. Kızı Betül Kaçar’ı da öldürüp oğlunu yaralayan Kaçar, yakalandı (cumhuriyet.com.tr    milliyet.com.tr). 
  • 3 Aralık 2017 tarihinde; Metehan Yurtoğlu, bir hafta önce evlendiği Güllü Yurtoğlu’nu düğünlerinin yapılacağı günün sabahında öldürdü. İfadesinde aldatıldığını öne sürdü. Yurtoğlu’nun daha önce de kadını bir ormanda bağlayıp bıraktığı ortaya çıktı (hurriyet.com.tr    haberturk.com). 
  • 3 Aralık 2017 tarihinde; 25 yaşındaki E.D.E., sevgilisi Aleyna Can’ı öldürdü. İfadesinde olay sırasında yanında bulunan M.V. ile silahla oynarken ateş aldığını öne sürdü. Aleyna Can’ın E.D.E’den ayrılmak istediği ve hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı ortaya çıktı(hurriyet.com.tr    milliyet.com.tr ).
  • 3 Aralık 2017 tarihinde; Güngör Kaçar adlı kişi, çocuklarını ziyarete gelen, bir süre önce boşandığı karısı Gülay Gökdemir’i öldürdü. Kızı Betül Kaçar’ı da öldürüp oğlunu yaralayan Kaçar, yakalandı (cumhuriyet.com.tr    milliyet.com.tr). 
  • Ulaşılabilen kaynaklara göre, 2010 yılı ile 2017 yılı arasında 1964 “kadın” öldürülmüş.  Ancak bu sadece basına yansıyanlar olduğundan gerçek durumun çok daha fazla olduğunu da belirtmek mümkün ‘5’…

Kültürel olarak bu alanda hastalıklı bir yapımız var ne yazık ki. “Ya benimsin ya toprağın.” zihniyeti ile  “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.” “Tarlayı düz al, kadını kız al.” (bu erkek için niçin önerilmez ki)? “Kızını dövmeyen, dizini döver.” “Erkeğin okumuşu kadı, karının okumuşu cadı olur.” “Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya gider veya zurnacıya.” “Çocuksuz kadın meyvesiz ağaç gibidir.” “Avrada atı emanet etme.”  “On beşinde kız, ya erde gerek ya yerde.” “Ağustostan sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.” “ Avradı eri saklar, peyniri deri.” “Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi” şeklinde deyim ve atasözlerinin yaygın olduğu ortamda “TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ” tartışılmaz bir gerçektir.

Diğer taraftan kadına bakış ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortaya koyan atasözlerini ve deyimlerden bir kısmını aşağıda okurlarımızın bilgilerine sunuyorum.

  • “Beş kız bir oğlanın yerini tutar mı? / Oğlansız evde duman tüter mi?”
  • “Bir (ev) gemi donanır, bir kız (çıplak) donanmaz.”
  • “Bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz.”
  • “Kız doğuran tez kocar.”
  • “Kız yükü, tuz yükü.”
  • “Kızı kıza koşarsan kahpe, oğlanı oğlana koşarsan deyyus olur.”
  • “Kızın var mı, derdin var.” / “Kızın var mı, sızın var.”
  • “Kızını dövmeyen, dizini döver.”
  • “Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.”
  • “Oğlan doğurdum, oydu beni; kız doğurdum, soydu beni.”
  • “Oğlan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun.”
  • “Oğlandır oktur, her evde yoktur.”
  • “Oğlanı her karı doğurmaz, er karı doğurur.”
  • “Kız çocuğu ya er koynunda, ya yer koynunda.”
  • “Kız evde olsa da elden sayılır.”
  • “Kız girdi on üçüne, ya erdedir ya yerde.”
  • “On beşinde kız, ya erde gerek ya yerde.”
  • “Alma soysuzun kızını, sürer anasının izini.”
  • “Ana gezer, kız gezer, bu çeyizi kim düzer.”
  • “Ana ile kız, helva ile koz.”
  • “Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.”
  • “Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış.”
  • “Ananın bahtı kızına.”
  • “Ananın çıktığı dala kızı salıncak kurar.”
  • “Anasına bak, kızını al; kenarına (kıyısına, tarağına), bak bezini al.”
  • “Anasının kızı.”
    • “Bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz.”
    • “Karı doğurduğu kızı beğenmez.”
    • “Oğlan (atadan) babadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi.”
    • “Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi.”
    • “Oğlan dayıya, kız halaya çeker.”
    • “Al atın iyisini yiyeceği bir yem, al avradın iyisini giyeceği bir don.”
    • “Kızı (kendi) gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar (varır) ya zurnacıya.”
    • “(Kızın) boyu bacadan mı aştı?”
    • “Komşu kızı almak, kalaylı kaptan (tastan) su içmektir.”
    • “Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün (ineğin) başlısı.”
    • “Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden.”
    • “Kız beşikte (kundakta), çeyiz sandıkta.”
    • “Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.”
    • “Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır.”
    • “Ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin.”
    • “Akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını.”
    • “Ata dostu oğula mirastır.”
    • “Atanın sanatı oğula mirastır.”
    • “Babanın sanatı oğula mirastır.”
    • “Babasının oğlu.”
    • “Baba koruk (erik) yer, oğlunun dişi kamaşır.”
    • “Babayla oğlanın pabucu bir olunca evde kavga eksik olmaz.”
    • “Baba oğluna bir bağ bağlamış; oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.”
    • “Balın alası (tazesi) oğlun tazesinden.”
    • “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.”
    • “Buğdayım var deme, ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince (düşmeyince).”
    • Gelin eşikte, oğlan beşikte.
    • “Oğlum deli malı neylesin, oğlum akıllı malı neylesin.”
    • “Çifte gelmeyen öküz olsun, işe gitmeyen oğlun.
    • Erkek sözü vermek.”
    • “Erkekçe dövüşmek / konuşmak”
    • “Erkekliğe sığmamak.”
    • “Erkekliğine yedirememek.”
    • “Erkeklik öldü mü?”
    • “Erkeklik sende kalsın.”
    • “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.” (Tersi asla söylenmez)
    • “Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.”
    • “Elinin hamuruyla erkek işine karışma.”
    • “Erkek getirmeyi, kadın yitirmeyi bilmeli.”
    • “Erkek sel, kadın (avrat) göl.”
    • “Erkek vefakar, kadın cefakar.”
    • “Kadının fendi, erkeği yendi.”
    • “Pekmezi küpten, kadını kökten al.”
    • “Tarlanın taşlısı, karının (kadının) saçlısı.”
    • “A.. olanın dini olmaz.”
    • “Avrat malı, kapı mandalı” / “Karı malı, hamam tokmağıdır.”
    • “Avrat yürekli”
    • “Avrattan vefa, zehirden şifa”
    • “Benim derdim inekle dana, karının derdi sürmeyle kına.”
    • “Çirkin karı ev toplar, güzel karı düğün gezer.”
    • “Dam damlamasından, karı vızırtısından durulmaz.”
    • “Eksik etek”
    • “Karı gibi konuşma!”
    • “Karıya sır verme, kındarayla tög silme.”
    • “Kaşık düşmanı”
    • “Keseye kadın eli girerse bereket gider.”
    • “Saçı uzun, aklı kısa”
    • “Kadının şerri, şeytanın şerrine eştir.”
    • “Kadın var ev yapar, kadın var ev yıkar”
    • “Kadın erkeğin şeytanıdır.”
    • “Kadın kısmına sır verilmez.”
    • “Kadın yüzünden gülen, ömründe bir kere güler.”
    • “Kadını sırdaş eden esrara tellal aramaz.”
    • “Kadının biri ala, ikisi beladır.”
    • “Kadının hükmettiği evde mutluluk olmaz.”
    • “Kadının sofusu şeytanın maskarası.”
    • “Kadının şamdanı altın olsa mumunu dikecek erkektir.”
    • “Kadının yüklediği yük, şuraya varmaz.”
    • “Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsini s… cinsine çeker.”
    • “Karı gibi kırıtma!”
    • Erkeksiz avrat, yularsız at”
    • “Avradı er zapdetmez, ar zapdeder.”
    • “Avrat var arpa unundan aş yapar, avrat var buğday unundan keş yapar.”
    • “Avrat var zavranı zort, avrat var hazreti mülk.”
    • “Avradın dolaşığı, akşamdan sabaha kor bulaşığı.”
    • “Buyurmadan tutan evlat, gün doğmadan kalkan avrat, deh demeden yürüyen at.”
    • “Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.”
    • “Eti ciğer eden de avrat, ciğeri et eden de.”
    • “İyi ipek kendini kırdırmaz, iyi kadın kendini dövdürmez.”
    • “Kadın erkeği rezil de eder, vezir de.”
    • “Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır.”
    • “Çocuksuz kadın, meyvesiz ağaca benzer.”
    • “Kadın gavurdur, Müslüman anasıdır.”
    • “Oğlanı kızı olmayan avrattan, eski hasır yeydir.”
  • “Dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek yanaşmaz.”
  • “Kocanın vurduğu yerde gül biter.”
  • “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.”
  • “Kadının yüzünün karası, erkeğin elinin kınası.”
  • “Kadın erkeğin şeytanıdır”
  • “Dişi yalanmazsa erkek dolanmaz” ‘2-3’

Kadınları eğitimsiz, kadınları çalışma ve sosyal hayattan dışlanmış ve insanlarını eğitimsiz kadınların yetiştirdiği bir toplumda: kadınlar aşağılanır, yine şiddet uygulanır, yine eğitimden uzak tutulur kız çocukları, yine kadınların gülmeleri, hamile kadınların sokakta dolaşmaları ayıplanır, yine ‘’sus kadın’’ diye kadınların konuşmaları istenmez, toplu taşımada güpegündüz şort giydi diye tekmelenir, failine bir ‘’aferin’’ denmediği kalır…

''Kadın sokağa çıkmasın'', ''kadın gülmesin'', ''kadın konuşmasın'' vb. söylemleri ile kendi zevksizliklerini, neşesizliklerini, renksizliklerini, nûrsuzluklarını, tatsızlıklarını ve karanlıklarını dini malzeme yapıp bu ülke insanına bir gıdım yaşama sevincini, bir yudum neşeyi, bir nefes keyfi ve bir dirhem ümidi çok görürler…

Toplum kadın veya erkek fark etmez insanlarının yaşama sevinci budanır, insanları mızmız yeryüzü küskünleri haline getirilir, toplum, yüzündeki hüzün neşidelerinin çığlıkları arş-ı alaya yükselen insanlar topluluğu haline getirilir…

Eğitim, disiplin ve ahlak adına insanların yaşama sevinci budanır, kadınlar gelenek adına aşağılanır, cinsel obje olarak görülür, baskı altına alınır, tekmelenir, yetmedi katledilir…

Kafalarındaki Ortaçağ düşünceleriyle küçücük kızları koca koca adamların, hem de tecavüzcülerinin koynuna vermeye kalkarlar utanmadan, arlanmadan…

Cinselliğini ehlileştirmeyi başaramayıp annesine, bacısına, kızına, sübyana şehvet duyacak kadar sapıklığın zirvesinde olanlar TV kanallarını, medya sayfalarını işgal ederek, din kisvesi ve sıfatı altında kendi sapıklıklarını topluma aşılamaya kalkarlar…

Çocuklarına topluca tecavüz edildiğinde bile ‘’bir defalık’’ diye maruz göstermeye çalışırlar… Hem de bu konuda önlem alabilecek en yetkili kişi, kurum, bakan ve kadın oldukları halde...

Kadının bu kadar nâmevcut olduğu bir âlemde maden ocaklarınız çöker, deprem bile olmadan güpegündüz binalarınız çöker, asansörleriniz düşer gencecik insanlarınızı oralarda diri diri kara toprağa gömersiniz… Yurtlarınız tutuşur yetersiz sigortalardan, elektrik kontağından, kalitesiz kablolardan, trafolardan, olmayan söndürme sistemlerinden ve çocuklarınızı oralarda diri diri yakarsınız… Ucube yolları, bakımsız ve denetimsiz araçları ve çözemediği trafiği ile her gün onlarca insanını kurban verirler yollarda… Ve kuralsız, toplu taşımasız trafiğinizde insanlarınızı katledersiniz…

Bunca realite ve toplumda yer alan olumsuzluklara, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele verilmesi zorunluluktur. Böylece;  Mâide Suresi, 32. Ayetinin ““Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur” düsturu da yerine gelecektir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kavramının da yanlış anlaşıldığı ortadadır. Cinsiyet, kadın ve erkek arasındaki doğal, biyolojik farklılıkları işaret eder. Bu farklılıkların birçoğu net ve sabitken bazı biyolojik farklılıklar çeşitlilik gösterir. Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından verilen erkeklik ve kadınlık hakkında kültürel görüşler, inanç sistemleri, imajlar ve beklentilerle yapılanmıştır.

İstanbul Sözleşmesini aileyi yok edecek bir öcü gibi algılayanlara özellikle, Cumhuriyet başsavcılıklarının son on yıllık çalışma trendine bakmaları önerilir;  Savcılıklara gelen dosya sayısında artış dikkat çekmektedir. 2009 yılında başsavcılıklara gelen dosya sayısı (önceki yıldan devir, yıl içinde gelen toplam dosya sayısı) 6 065 829 iken, %52.5’ lik bir artış oranı ile 2018 yılında 9 252 208 olmuştur. Yine bu süreçte başsavcılıklara gelen ilamlar %211.9 artmıştır. Demek ki, henüz İstanbul sözleşmesi ortada yok iken, suç oranlarında çok önemli artış olmuş ve devam da etmektedir.

İstanbul Sözleşmesi”nde LBGTİ vb. kavramlar yoktur. Bu kavram ve tanıma girenleri özendirme ve teşvik kesinlikle yoktur. Sadece namus, töre, kıskançlık, aldatılma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başkaca nedenlerle, öldürme, ayrımcılık ve şiddetin önlenmesi amaçlanmıştır. Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen OPUZ – TÜRKİYE ‘6’ kararı da bu sözleşmeyi gerekli kılmıştır.

Suç oranlarındaki artış ve aile sorunlarındaki artışın İstanbul sözleşmesi ile kesinlikle bir ilgisi yoktur. Bu sorunların kaynağı, hukuk devleti anlayışının geriye gitmesinden doğmaktadır. Hukuk devletinin nitelikleri ciddi anlamda yıpratılmış, hukuk devletinde olması gereken kurum ve kuruluşlar tahkim edilmesi gerekirken tam tersi  gerçekleşmiştir. Sadece suç oranları artmamış, din siyasete alet edilmiş böylece de dini algı negatif etkilenmiş ve ahlaki çürüme de artmış, deizme ve ateizme yöneliş hızlanmıştır.   Bu duruma da, Türkiye ve dünyada çok kötü örneklik sergileyen Müslümanlar neden olmuşlardır. İstanbul sözleşmesi sinsi bir plan değildir, medeni dünyadaki gelişmelerin aklın ve bilimin bir neticesidir. Ne yazık ki, diğerleri gibi bu uluslararası sözleşme de tam uygulanamayacaktır. En basitinden “kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi” ve “masumiyet” karinesi anayasal ilkeler olmasına rağmen uygulanmamakta, Dışişleri Bakanlarının, Başbakanların, Cumhurbaşkanlarının açılışını yaptığı yasal bir bankaya para yatırmak ceza tayini için delil ve gerekçe olabilmektedir. T.C.K.’da böyle bir suç tanımlanmamıştır. Kanunsuz bir ceza verilmekle kanunilik ilkesine ters düşülmektedir. Yine legal bankaya para yatırma noktasında suçun maddi ve manevi unsuru da yoktur. Eğer bir şüphe varsa, ki, “şüpheden de sanık yararlanır” ilkesi karşımıza çıkacaktır.

Keşke, İstanbul Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmeler iç hukuka tam adapte edilse ve pozitif hukuk kuralları tam uygulanabilse, hukuk devletine işlerlik kazandırılabilse, İşte o zaman suç oranlarında azalma ve genel anlamda iyileşme ile karşılaşmak mümkün hale gelebilecektir.

Kaynaklar:

1. https://www.haberoran.com/istanbul-sozlesmesi-14507

2. https://ayrimcisozluk.blogspot.com/2012/02/turkce-cinsiyetci-deyim-deyis-ve.html**

3. https://onedio.com/haber/kadina-yonelik-nefreti-siddeti-ve-ayrimciligi-korukleyen-cagdisi-deyim-deyis-ve-atasozlerimiz-457302

4. http://birimler.dpu.edu.tr/app/views/panel/ckfinder/userfiles/17/files/DERG_/36/81-90.pdf**

5. http://kadincinayetleri.org/

6. https://www.haberoran.com/avrupa-insan-haklari-mahkemesi-opuz-turkiye-karari-14506

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İstanbul Sözleşmesi Ne getirir, Ne götürür?
İstanbul Sözleşmesi Ne getirir, Ne götürür?
2019-2020 Okullar Ne Zaman Açılacak?
2019-2020 Okullar Ne Zaman Açılacak?