Olağan ve Olağanüstü Kanun Yolları
H.Erdal DEMİR

Olağan ve Olağanüstü Kanun Yolları

  
KANUN YOLLARI ÇEŞITLERİ:
OLAĞAN KANUN YOLLARI:
•Olağan kanun yolu, henüz kesinleşmemiş olan kararlara karşı, doğal olarak başvurulan kanun yoludur.
Şahsın (kişiler) hukuku, aile hukuku ve gayrimenkulün (taşınmazın) mülkiyetinden (aynından) doğan çekişmeler yönünden ilk derece mahkemesi kararına yapılan itirazlar, istinaf ve temyiz  şeklinde yapılan kanun yolu başvuruları kararın kesinleşmesini engellediği gibi kararın infazına (uygulanmasına) da imkan vermemektedir.Yani yukarıda sayılan kararlar istisnai olarak kesinleşmeden icraya konulamaz. Kesinleşmeden icraya konulamayan kararlar şöyle sayabiliriz: 
Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK.443/4-).
 Mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları. (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 4.maddesi),Kesinleşmeden icraya konulamayan kararlar. 
Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). 
Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK 72. madde) Kesinleşmeden icraya konulamayan kararları,
Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar (MÖHUK. 41/2),Kesinleşmeden icraya konulamayan kararlar.
Sayıştay Kararları (832 sayılı Sayıştay Kanunu 64. madde),
İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar(2577 sayılı İYUK 28/1,)Kesinleşmeden icraya konulamayan kararlar
Mülkiyetin tespitine ilişkin olmaları nedeniyle istihkak davasının kabulüne dair ilamlar kesinleşmeden infaz edilemez. İstihkak davasının reddine ilişkin kararların icrası için kesinleşmeleri koşulu aranmaz.
 HGK’nun 05.10.2005 tarih ve 12-534 2005/554 sayılı kararında da belirtildiği gibi ilamın yargılama giderine (vekalet ücretine) ilişkin bölümü, davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümüyle bir bütündür. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı ancak bir bütün olarak ilamın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla, ilamın esasına ilişkin hüküm kısmı kesinleşmeden yargı gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı da icra takibine konu edilemez.
Kararın kesinleşmesini engelleyen “Olağan Kanun Yolları”; İstinaf, Temyiz ve Karar Düzeltme Kanun Yollarıdır.
Karar Düzeltme Yolu, İstinaf kanun yolunun yürürlüğe girmesiyle birlikte ortadan kalkmıştır. İstinaf müessesesi yürürlüğe girmeden önce karara çıkmış davalarda karar düzeltme yolu ise mevcuttur.
 
OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI
Olağanüstü kanun yolları, olağan olmayan, istisnai bir kanun yoludur. Bu yol ile kesinleşmiş dahi olsa karara karşı kanun yolu başvurusu yapılabilmektedir.  
Hukuk muhakemesinde Olağanüstü Kanun Yolları; Yargılamanın Yenilenmesi ve Kanun Yararına Bozma istemidir.
Ceza yargılamasında,   Olağanüstü Kanun Yolları; Yargılamanın yenilenmesi ,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz, Kanun yararına bozma şeklindedir.
 
MEDENI USUL HUKUKUNDA OLAĞAN KANUN YOLLARI
İSTİNAF KANUN YOLU:
 
İstinaf kanun yolu veya istinaf başvurusu: Yerel Mahkemenin vermiş olduğu bir kararı, bir üst mahkemeye, yani Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurarak kaldırılmasını ve yerel mahkeme kararı kabul yönünde ise reddini, yerel mahkeme kararı ret yönünde ise yine kararın kaldırılarak kabulünü isteme anlamına gelmektedir. İstinafta kural olarak, ilk derece mahkemesine ilişkin  kararının hem maddi hem hukuki açıdan denetimi yapılmaktadır. Gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi, tanık dinlenilmesi ve duruşmalar yapılması da mümkün olabilmektedir. Temyiz yolunda olduğu gibi sadece hukuki denetim yapılmamaktadır.
İstinaf başvurusunu inceleyecek Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), kararı veren ilk derece mahkemesinin yargı çevresinde yer aldığı BAM’dır. Kesin yetkilidir.
Malvarlığına ilişkin davalarda, istinafa başvurulabilmesi için kanunda belirtilen miktar ya da değerin dikkate alınması gerekecektir (2018 yılı için 3560.TL’dir, bu rakam her yıl güncellenmektedir.)
Ara kararlar için istinaf başvurusu yapılamaz; ancak asıl hükümle birlikte değerlendirilir. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz gibi geçici hukukî koruma kararlarına karşı da istinafa başvurulabilmektedir (HMK m. 391/3, m. 394/5; ayrıca İİK m. 258/III ve 265/V). İstinaf yoluna başvuru süresi kural olarak 2 haftadır. Süre, ilk derece mahkemesi kararının taraflara tebliği ile başlar. İcra mahkemesi kararlarında bu süre 10 gündür. İş Mahkemeleri kararlarına karşı istinaf yoluna başvurma süresi  tebliğ tarihinden itibaren 8 gündür.
 
İstinaf dilekçesi, ilk derece mahkemesine verilir. Bu başvuru BAM başvuru defterine kaydedilir. Başvuran taraf, başka bir mahkeme aracılığı ile de başvuru yapabilir, bu durumda, dilekçe kaydedilir ve kararı veren mahkemeye gönderilir.
Kararı veren ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusu hakkında bir karar verme yetkisi yoktur. Ancak, başvurunun geçerli sayılması için temel ve şekli hususları ilk derece mahkemesi inceleyecektir. Bu çerçevede; istinaf yoluna başvurulamayacak kesin bir karara karşı istinaf başvurusu yapılmışsa veya süresi geçtikten sonra istinaf başvurusu yapılmışsa ya da gerekli harç ve giderler eksik yatırılmışsa istinaf dilekçesi baştan  reddedilecektir. Harç eksikliği gibi durumlarda, eksikliğin tamamlanması için 7 günlük kesin süre verilerek bu eksikliğin giderilmesi aksi halde istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı istinaf başvurusu yapana yazılı olarak ihtar edilmektedir.
 
İstinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın yanlış olduğunu düşünen istinaf başvurusu yapan taraf, bu kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Dosya, kararı veren mahkeme tarafından yetkili BAM’a gönderilir. Bu halde, BAM’ın ilgili dairesi, önce ilk derece mahkemesinin başvurunun reddine ilişkin kararını inceler. Eğer bu karar yerinde görülmezse, ilk istinaf dilekçesine göre istinaf başvurusunu incelemeye alır.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varırsa, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verecektir. İlk derece mahkemesi yargılamasında hatalar bulunmasına rağmen eksikliklerin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmiyorsa, istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının değiştirerek kabulüne  karar verebilecektir.
 
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karara konu davanın miktar veya değeri istinaf sınırının altında ise, İstinaf Mahkemesinin verdiği kararlar kesindir, temyiz kanun yoluna başvurulamaz (2018 yılı için temyiz sınırı ise, 47.530 TL.’dir). İstinaf Mahkemesi kararlarına karşı da temyiz sınırının üstündeki değerler için istenilirse, temyiz kanun yoluna da başvurulabilecektir. Temyizde duruşma sınırı ise 2018 yılı için 71.300 TL.’dir.
İstinaf Mahkemesinde karşı dava açılamayacak olup, davaya katılma, yeni delil ileri sürme, ıslah veya davanın birleştirilmesi gibi taleplerde bulunulması da söz konusu olmayacaktır. İstinaf Mahkemesi bakımından yetki sözleşmesi yapılması da mümkün değildir.
 
İstinaf dilekçesine karşı, diğer taraf, dilekçenin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesi verebilir. İstinaf dilekçesi tebliğ edilen taraf, kendisinin istinafa başvuru hakkı olmasa veya istinaf süresini geçirmiş olsa bile, verdiği cevap dilekçesi ile katılma yoluyla istinafta bulunabilir. Sadece istinaf dilekçesine cevap verilmemiş, aynı zamanda katılma yoluyla istinafa da başvurulmuş olursa, ilk istinafa başvurana ayrıca iki  hafta cevap süresi tanınmaktadır (HMK MADDE 348- (1) İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir.
(2) İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.. )
 
İstinaf yoluna başvuran, bu başvurusundan feragat eder veya talebi BAM’da ön inceleme aşamasında reddedilirse, katılma yoluyla istinaf talebi de asıl başvuruya bağlı bir talep olduğundan reddedilir.
İstinaf yoluna başvurmak kural olarak hükmün icrasını durdurmaz. Yukarıda sayılan kişiler, aile ve taşınmazın aynı ile ilgili hükümler dışında istinafa başvurulduğunda, bu başvurunun hükmün icrasını durdurması isteniyorsa, icranın geri bırakılması talep edilmelidir. İstinafa başvuran borçlu, BAM’dan icranın geri bırakılmasını da istemelidir. Öncelikle kararın istinaf yoluna taşındığına ilişkin şerhin alınıp daha sonra icra dairesinden süre istenmeli; bunun için gösterilecek teminatın kabulü hakkında da icra mahkemesinden karar alınarak, icra dairesine sunulmalıdır.
 
İcranın geri bırakılması için yatırılan teminatın iadesine, temyizde karar bozulursa, bozmanın mahiyetine göre mahkemece karar verilirken; istinafta, istinaf başvurusunu haklı bulan BAM tarafından teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilecektir.
 
İstinaf İncelemesi:
İstinaf İncelemesi 2 aşamadan oluşur: Ön inceleme ve Esastan inceleme.
• Ön incelemede; incelemenin gönderilen BAM Hukuk Dairesi’nin iş bölümüne girip girmediği, kararın istinafa başvurulacak nitelikte bir karar olup olmadığı, başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı, dilekçenin asgari unsurlarının bulunup bulunmadığı, harcın yatırılıp yatırılmadığı, başvuru sebeplerinin gösterilip gösterilmediği gibi hususlar incelenecektir.
• Esastan incelemede ise; istinaf başvurusunun haklı olup olmadığı ve yeniden karar verilmesi gerekip gerekmediği incelenecektir. Esastan incelemede asıl olan duruşma yapılmasıdır. HMK 353.madde kapsamına girmeyen hallerde duruşma yapılmaması hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceğinden, başlı başına bir temyiz sebebi oluşacaktır.
Aşağıdaki durumlarda BAM, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
Davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması,
İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hakimin davaya bakmış olması,
Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veya BAM’ın yargı çevresi dışında kalması,
Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması,
Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri deliller toplanmadan karar verilmesi,
Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmesi,
İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.
Duruşma yapılması gereken durumlarda, duruşma gününün taraflara tebliği gerekir. Taraflara çıkarılacak davetiyede, duruşmada bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar verileceği, ayrıca istinafa başvuran tarafa, tahkikatla ilgili BAM tarafından belirlenen gideri duruşma gününe kadar avans olarak yatırması da açıkça bildirilir. İstinaf yargılamasında, ilk derece yargılamasından farklı olarak, duruşmaya gelinmezse dosyanın işlemden kaldırılması hükümleri işletilmemektedir. Duruma göre, ya doğrudan dosya üzerinden karar verilmekte veya başvuru reddedilmektedir.
 
İstinaf İncelemesi Sırasında Yapılamayacak İşler:
Yeni vakıalar ileri sürülemez (kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı dava ve işler hariç).
İlk derece ileri sürülen talep sonucu değiştirilip genişletilemez.
Talebin arttırılması söz konusu olmasa da azaltılması mümkündür.
Karşı dava açılamaz.
Davaya katılma isteminde bulunulamaz.
Davaların birleştirilmesi mümkün değildir.
Yeni delile dayanılamaz (mücbir sebeple daha önce gösterilmesine olanak bulunmayan delillere istinafta dayanılabilir.)
İstinaf Mahkemesinin İnceleme Sonucunda Vereceği Kararlar:
İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunun tespit edilmesi halinde istinaf başvuru talebinin reddine karar verilir.
Kararda, yargılamayı gerektirmeyen hataların bulunması halinde, istinaf mahkemesi, kararın düzeltilerek yeniden karar verir.
Karara karşı temyiz kanun yolunun açık olması halinde, temyiz yoluna başvurulabilecektir. Temyiz yolu açık olmaması veya açık olmasına rağmen süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmaması halinde ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmiş olur.
İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmaması halinde, istinaf mahkemesi, duruşma yapılmasına gerek olmayan hallerde, kararı kaldırarak dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verecektir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu, dosyayı karar veren mahkemeye gönderebileceği gibi istinaf mahkemesi, kendi yargı çerçevesinde bulunan başka görevli ve yetkili mahkemeye de dosyayı gönderebilecektir.
İlk derece mahkemesi kararını esastan inceleyen istinaf mahkemesi, kararın usul ve yasaya uygun olmadığına kanaat ederse, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davanın reddine karar verecektir. Ya da kararın hukuka uygun olduğunu düşünürse BAM istinaf istemini reddedecektir. Davanın reddi istinafa konu edilmiş ise gerekirse ret kararını kaldırıp kabul kararı da verebilecektir.
20.07.2016 tarihinden sonra aleyhine kanun yoluna başvurulan dosya daha önce temyize konu olmuş ise kesinleşinceye kadar temyiz kanun yoluna götürülebilecek ve istinaf kanun yolunda denetime tabi olması söz konusu olmayacaktır. Ayrıca, 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlara karşı, 20.07.2016 tarihinden sonra dahi kanun yoluna başvurulmuş olsa da gidilecek kanun yolu yine temyiz kanun yolu olacaktır.
İstinaf Mahkemesi Tarafından Verilen Karar, Temyiz Sınırı Üzerindeyse; alınan karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilir.
 
Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun BAM tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise; BAM kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de BAM’a gönderilir.
BAM tarafından düzelterek yeniden veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtay’ca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya; kararı veren BAM veya uygun görülen diğer bir BAM’a gönderilir. BAM, peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya çağırıp dinledikten sonra Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.
Yargıtay’ın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. İlk derece mahkemesi veya BAM kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
 
TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin aşağıda sayılan kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz;
Miktar veya değeri 47.530 TL’sını geçmeyen davalara ilişkin kararlar,
HMK m.4’te gösterilen davalar ile özel kanunlarda Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalara ilişkin kararlar,
Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar,
Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar,
Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar,
Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hakimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiili engellerinin çıkması halinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar,
Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlara karşı, temyiz kanun yoluna başvurulamayacaktır.
Temyiz kanun yoluna başvuru süresi geçirilen veya istinaf mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı temyiz kanun yolunun kapalı olması halinde;
İlk derece mahkemelerinin ve BAM Hukuk Dairelerinin kesin olarak verdikleri kararlarla, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay C.Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
Temyiz talebi Yargıtay’ca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi veya temyiz yolu olmayan karara karşı temyiz kanun yoluna başvuru yapılmış olması halinde Yargıtay, başvurunun reddine karar verecektir. Eğer bu başvuru istinaf mahkemesi tarafından reddedilmişse, 1 hafta içerisinde bu ret kararına karşı temyiz kanun yoluna başvuru yapılabilecektir. Bu durumda dosya Yargıtay ilgili dairesine gönderilecektir. Yargıtay, istinaf mahkemesi kararının doğru olmadığı sonucuna varırsa kararı esastan inceleyerek kararını verecektir.
Temyiz dilekçesi, kararı veren BAM Hukuk Dairesine veya Yargıtay’ın bozması üzerine hüküm verilen ilk derece mahkemesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer BAM Hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir.
Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. Yargıtay, temyiz incelemesini dosya üzerinden yapar.
Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın mevzuata  uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır. Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hakimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu hüküm uygulanmaz.
 
Yargıtay’ın temyiz olunan karar hakkında bozma kararı verebileceği haller;
Hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması,
Dava şartlarına aykırılık bulunması,
Taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi,
Karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunması,
Hallerinde Yargıtay, istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verecektir.
Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun BAM tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise; BAM kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğini de BAM’a gönderir.
BAM’ın düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtay’ca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren BAM veya uygun görülen diğer bir BAM’a gönderilir. BAM, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.
Yargıtay’ın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
İlk derece mahkemesi veya BAM kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca yapılır. Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.
 
OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI: 
Bu Kanun Yolları ise; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı, kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesidir.
-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı: Yargıtay Ceza Dairelerinden birinin vermiş olduğu kararlara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilamın kendisine tebliğ edildiği günden itibaren otuz gün içinde bu karara karşı itiraz edebilir. Bu itiraz re’sen olabileceği gibi bir talep üzerine de yapılabilecektir 
-Kanun Yararına Bozma: İstinaf ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlara karşı başvurulabilecek bir olağanüstü kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Henüz kesinleşmemiş ya da kesinleşmekle beraber öncesinde istinaf ya da temyiz yoluna başvurulmuş kararlar için tekrar bu yola başvurulması mümkün değildir. Maddi hukuka ya da yargılama hukukuna ait yanlışlıkların hükmün verildiği anda mevcut bulunması gereklidir. Hüküm verilene kadar mahkemenin bilgisine sunulmayıp da sonrasında bildirilen nedenler ile bu yola başvurulması söz konusu olmamaktadır..
-Yargılamanın Yenilenmesi: Olağanüstü kanun yolu çeşidi olması sebebi ile haliyle kesinleşmiş olan kararlara karşı başvurulan bir kanun yoludur. Ancak kararın nasıl kesinleştiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Cumhuriyet Savcısı ya da hükümlü kişi yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilecektir. Hükümlü olan kişi sadece kendi lehine işlemler yapabileceği için yargılamanın yenilenmesi durumu şayet kendisini aleyhine bir durum yaratacaksa, o halde bu yola başvurması mümkün olmayacaktır. Çünkü taraflar kanun yoluna başvururlarken sadece kendi lehlerine olacak şekilde başvuru yapabilirler. Hükümlü hayatta değil ise eşi, alt ya da üstsoyu başvurabileceklerdir. Hem hukuk, hem de ceza konularında bu başvuru mümkündür.
 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Adana'da Korkunç Kaza
Adana'da Korkunç Kaza
Bedelli Askerlikte Flaş Gelişme
Bedelli Askerlikte Flaş Gelişme