
7 Ocak 2025’te ABD’nin California eyaletinde, Los Angeles şehrinde yaşanan yangın, insanlık tarihinin en çarpıcı doğa olaylarından biri olarak kayda geçti. Bu felakette, on binlerce insan evlerini kaybetti, tahliye edildi ve çok sayıda can kaybı yaşandı. Yangının bilimsel nedenleri açıkça ortadayken, sosyal medyada yer alan bazı yorumlar insanlığın etik değerlerindeki büyük çarpıklığı gözler önüne serdi.
Özellikle “Allah cezalandırmış, Elhamdülillah”, “Rabbim tamamen kül eylesin”, “narları bol olsun”, “Allah intikam alanların en hayırlısıdır”, “hiç sönmesin” gibi ifadeler, bu trajediye duyarsızlığın dini bir kılıf altında ifade edilebildiğini gösteriyordu. Yangınların çıkış nedenleri Santa Ana rüzgarları, kuraklık, tedbirsizlik ve şehrin yapısal zaafiyetleri gibi tamamen nesnel unsurlara dayanmaktaydı. Ancak, bu olaylar bazı insanlar tarafından “ilahi ceza” olarak yorumlandı ve kimileri sanki mutluluktan uçtu. Bu tutum, doğa olaylarının nesnel nedenlerini — İslam’a göre sünnetullahı — göz ardı eden ve insanlık acısına kayıtsız kalan bir bakış açısını temsil ediyordu.
Benzer şekilde, Türkiye’de dere yatağına bina inşa edilmesi sonucu gelen felaketler ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde de on binlerce insan hayattan koptu, koca binalar enkaz oldu. Burada da Allah ceza mı vermişti? Elbette hayır. Asıl neden, depreme dayanıklı bina olmaması, denetim eksikliğiydi. Japonya’da aynı şiddetteki bir depremde kayıplar olmuyor veya ihmal edilebilir seviyede kalıyordu. Buna rağmen, bir kısım insanlar yıkıma sebep olan hataları görmezden gelerek felaketleri “ahlaki yozlaşma” gibi soyut kavramlarla açıklama eğilimi gösterdi. Halbuki bu depremlerde yaşanan kayıpların nedeni, depreme dayanıksız yapıların inşa edilmesi ve denetim eksikliğiydi. Japonya’da aynı şiddetteki bir depremde belki de kayıplar olmayacaktı.
Empati ve Merhametin Yokluğu
Los Angeles yangınını öven veya depremzedelere karşı haksızlık eden yorumlar, empati ve merhamet gibi insani değerlerin nasıl yıprandığını gözler önüne sermektedir. Felaketler, insani yardımlaşmanın ön plana çıkması gereken durumlar iken, şükür veya sevinç naralarıyla karşılanması insanlık değerlerinin sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor. İnsani çöküşün bu kadar açık bir şekilde görülmesi, toplumsal bilinç ve değerler üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Değer bilgisinin önemi de bu noktada ortaya çıkıyor.
Gazze Barışı ve Kutlama Tartışması
Los Angeles yangının yarattığı öfke ve tartışmanın ötesinde, Gazze Barışı da benzer şekilde düşünülmesi gereken bir olay olarak karşımıza çıkıyor. 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı sırasında 1500’den fazla masum insanın öldüğü bir dizi trajedi yaşanmıştı. İsrail’in öncesindeki hak ihlalleri bu şiddeti haklı çıkarabilir miydi? Hamas tarafından başlatılan bu sürecin amacının ve sonuçlarının yeterince sorgulanmaması dikkat çekiciydi. Zafer kazanmak, İsrail’i ele geçirmek veya toprak kazanmak mıydı? Bunun hesabı yapılmış mıydı? Niçin yapıldı, ne elde edildi, bu yeterince sorgulandı mı?
Elbette Hamas saldırısı sonrası İsrail’in yaptığı soykırıma varan vahşet, katliam kabul edilemez derecede fazlaydı. On binlerce bebeğin, çocukların, kadınların masum sivillerin katledilmesi ve yüz binlerce insanın evini terk etmesi dünyadaki en büyük trajedilerden birisi idi. Gazze Barışı, savaşın bitmesi, çocukların ölmemesi adına sevindirici olsa da, Filistinliler adına zafer kutlamaları başladı. Bunun yerine savaşın insanlık üzerindeki yıkıcı etkilerine odaklanılması daha anlamlı bir tutum olabilirdi. Bu barış sürecinde dahi savaşı öven veya kutlayan, özellikle dini motivasyonlarla yapılan açıklamalar, insanlık değerlerinin kaybına işaret ediyor.
Sonuç: Nesnellik ve Değerler
Doğa olaylarının bilimsel açıklamaları göz ardı edilerek bu olayların dini veya ahlaki gerekçelerle açıklanması, insanlık değerlerini zedelemektedir. Empati, merhamet ve dayanışma gibi değerler, felaketler sırasında insanların temel referans noktası olmalıdır. İnsanoğlu, doğa yasalarını (İslam’a göre sünnetullah) ve insanlık değerlerini anlamadıkça, toplumsal çöküşün önüne geçmek zor olacaktır. Felaketlerin ardındaki gerçek nedenleri anlamak ve ders çıkarmak, insanlığı ileri taşıyacak temel adımdır.