Hırsız!
Avukatın Günlüğü

Hırsız!

 
 
Hırsız!
Bu yazımız "avukatın günlüğü" köşesinde yer alacağından bu yazımızda, Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan bir davada peş peşe cereyan eden iki duruşmaya ilişkin tutanağın ve bu iki tutanak arasında verilen bir dilekçemizin yer aldığı bir yazı niteliğinde olacak ve yorum içermeyecektir.
 
Mahkemenin önceki duruşma tutanağı: 
                    T.C.
ANKARA
...... ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
DOSYA NO : ........Esas
DURUŞMA TARİHİ : .........
CELSE NO : ......
HAKİM :......... 
C.SAVCISI : 
KATİP :          
         
Belirli gün ve saatte duruşmaya mahsus salonda 7. celse açıldı. Yoklama yapıldı.
Katılan ....... vekili ....... geldikleri görüldü. Açık yargılamaya devam olundu.
Hakim değişikliği nedeniyle önceki zabıtlar okundu.
Katılan vekilinin beyan dilekçesini dosyaya ibraz ettiği görüldü. 
 Önceki celsenin 2 nolu ara kararının yapılmadığı görüldü. 
 Katılan vekilinden soruldu: Şikayetimiz devam etmektedir, kesinlikle tazminat amacımız yoktur, ayrıca zararın giderilmesi için sanığa 2 kez süre verildi son verilen süre kesin süredir, sanık bu süre içerisinde de zarar giderme yapmamıştır, yapma niyeti de yoktur, cezalandırılmasını talep ediyoruz, ayrıca bir önceki celse2 nolu ara karardan vazgeçilmesine karar verilmesini talep ederiz, dedi. 
Cumhuriyet Savcısından Soruldu:Suçun vasıf ve mahiyetinin değişme imkan ve ihtimaline binaen sanığın ek savunmasının alınmasının gerektiği tarafımızca düşünülmekle buna ilişkin Eksik hususlar giderilsin, dedi. 
Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
1- Sanık hakkında kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilmiş eşya üzerinde tasarrufta bulunma suçundan ek savunmasının alınması içinzorla getirme emri çıkartılmasına, telefon numarasınında müzekkereye eklenmesine, 
2- Suça konu telefonun suç tarihindeki değerinin araştırılması için kolluğa müzekkere yazılmasına,
Bu nedenle duruşmanın 22/01/2021 günü saat 11:10 bırakılmasına karar verildi.19/11/2020
Katip 253192
e-imzalıdır
Hakim 139822
e-imzalıdır 
 
Yukarıdaki Duruşmadan Sonra Mahkemeye Gönderilen Yazı (İki duruşma arasında sunulan yazı):
 
ANKARA .....ASLİYE CEZA MAHKEMESİ'NE
  DOSYA NO: .....
KATILAN   : 
VEKİLİ   :  
SANIK :
SUÇ   : 
KONU : Kimi beyanlarımız arzı ile "1 Ağustos 2017" tarihinde yapılan şikayet üzerine "nitelikli hırsızlık" eyleminin net olarak tespit edildiği, kameraların kaydettiği, bilirkişi raporu alındığı sonrasında da 20/04/2018 tarihinde iddianame düzenlendiği dosya kapsamı ile sabit olduğundan ve uç buçuk yıl zaman geçtiğinden karar verilmesi hakkındadır.
AÇIKLAMALAR:
1.) Suçun işlenişi ve tekniğine baktığımızda, eğer kamera olmasa idi, tespiti imkansız olan suçun son derece profesyonelce işlendiğini görmekteyiz.
Bu durum uzman bilirkişi raporu ile kamera kayıtları izlenerek tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda, "katılan" işlem yaparken, cep telefonu işlem bankosu üzerinde iken, bankonun karşısındaki oturağa oturduğu ve bu sırada şüphelinin işlem yaptığını ve işlem yaparken, telefonun da şüphelinin bileğinin altında bulunduğu belirtilmiştir.
Yani, sanık katılan oradan ayrılmadan, bileğinin altına telefonu gizlememiş olsa idi. Zaten ayrılmadan "katılan" telefonu görecekti.
Sanığın bileğinin altına gizlemesi sırasında "katılan" telefonu hatırlasa, "sanık" hiç üzerine alınmayacak, doğrudan belki de "pardon" diyerek elini çekecekti.
Ancak "katılan"ın o esnada annesinin çok özel durumu nedeniyle (zaten bir kaç gün sonra da vefat etmiştir) üzeri kapatılan telefon gizlendiğinden görülmemiş ve bu kafa karışıklığı ile de unutulmuştur. Yani sanık henüz katılan orada iken telefonu gizlemiştir. Bu da görüntülerle sabittir.
Görüntülerde, 16:30:00'da açıkça müşteki henüz orada iken, sanığın cep telefonunu bileğinin altına aldığı, 16:30:09'da ise "katılan" gişe memurluğu önünden ayrılırken, sanığın telefonu bileğinin altında tuttuğu ve özellikle katılanın görmemesi için bileğinin altına telefonu gizlediği tespit edilmiştir. Yani, sanık planlı ve kasıtlı olarak katılanın ayrılırken telefonu görmemesini sağlayacak eylemde bulunmuştur. 
2.) Daha sonra "katılan" telefonu fiziken göremeyip, dalgınlıkla da hatırlamayınca, sanık çok profesyonelce etrafın kolaçan etmiş, kimse fark etmeden, zaten hakimiyeti altındaki telefonu çantasına atmıştır. Raporda bu durum şöyle izah edilmektedir: "...şüphelinin işlemin sürdüğü sırada sık sık etrafına bakındığı..." Aynı bilirkişi raporunda, sanığın bileğinin altına gizlediği, etrafı ayrıntılı ve sıklıkla kontrol ettikten sonra "katılan" ayrılınca telefonu kendine çektiği şu cümleler ile bilirkişi raporunda yer almıştır: "....aşağıdaki görüntülerde şüphelinin müştekinin masanın üzerinde unutmuş olduğu cep telefonuna uzanarak kendi önüne çektiği, aşağıdaki görüntülerde de kamera kaydının 16:34:27 dakikasında şüphelinin işlemini sonlandırarak gişe görevlisinin vermiş olduğu evrakları ve müştekiye ait cep telefonunu alarak çantasına koyduğu ve olay yerinden ayrıldığı incelenen görüntülerden anlaşılmıştır...."
3.) Suçun işlenişi ve tekniği çok profesyonelcedir. Katılanın bulunduğu an, telefonu bileğinin altına gizleyerek, katılanın telefonu görmemesi sanık tarafından sağlanmıştır. Katılanın işleri bitmeden sanıkta işine başlamıştır. Katılan giderken, sanık etrafını kolaçan etmiş, katılan gittikten sonra evraklarla birlikte telefonu kendine çekerek evraklarla birlikte çantasına atmıştır.
Bu eylem "guinness rekorlar" kitabına geçebilecek, ders kitaplarında anlatılabilecek özellikle çok başarılı bir "hırsızlık" eylemidir. Gerçekten, "hırsızlık" eylemleri ödüllendirilecek olsa dereceye girebilecek, belki de birinci olacak bir eylemdir. 
Hırsızlık konusu eşyanın değeri önemli de değildir. Katılana para ödenmiş olsa idi. Ya da o zaman yeni olan telefonu yine iade olunsa, katılan telefonu veya parasını "Mehmetçik Vakfı"na bağışlayacaktı. Bu düşüncesi halen kesindir. Telefon veya parasından ziyade, "katılan"a verdiği "telafisi imkansız" zarar önemlidir.
Bu anlamda "kamu düzenini bozan" bu tarz nitelikli hırsızlık eylemi yapanların yaygınlaşması vehatta özellikle yetkililerin başına gelmesi oldukça arzu edilmektedir. Çünkü, belki o zaman "empati" yapılabilecektir. Katılanın bulunduğu konumda suça konu eylemle yetkililerin karşılaşması çok yararlı olacaktır. Çünkü, dört yıla yakın yargılama sürecinin kısaltılması için de yasal düzenleme ve yaptırımlar ortaya konulabilecektir. 
4.) Sanığın savunması ise mükemmeldir. "Çiçero'nun savunmasına bile taş çıkarmaktadır". Bir örnek vermek gerekir ise; sokakta kalmış "13" yaşındaki çocuğu yardım etmek için alıp evine götüren ve orada çaresiz çocuğa tecavüz eden şahıs, savunmasında, "...ben onu sevdim, ona şefkatle yaklaştım., kötü niyeti yoktu" demesi gibi, sanıkta, öyle bir savunma yapmaktadır ki, neredeyse inandırıcı bulunmuş, ve duruşma tutanağına şu cümle yansımıştır: ".....Sanık hakkında kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilmiş eşya üzerinde tasarrufta bulunma suçundan ek savunmasının alınması için zorla getirme emri çıkartılmasına, telefon numarasının da müzekkereye eklenmesine,...."
5.) Sanığın savunması nedeniyle "Çiçero Savunması" gibi makaleleler konu olması gerekir. Çünkü, bilirkişi raporu, kamera kayıtları, savcılık iddianamesi ve her türlü delil nitelikli hırsızlık suçunu ortaya koymuş iken, sanık savunması ile o denli başarılı olmuştur ki, hile ve desiselerle, katılanın telefonunu bileğiyle kapatarak, etrafı kolaçan ettikten ve katılan gittikten sonra çantasına atma eylemi sübut bulmuş ise de, yüzde yüz delillerin gösterdiğinin tam tersine mahkemede kanaat oluşturan sanığın savunmasının da bu bakımdan literatüre geçmesinde kesinlikle yarar olabilir.
6.) Bu dava da Çiçero savunması gibi, ders kitaplarında örnekte olabilir. Ciddi makale konusu olabilecektir.
Çocuğa tecavüz eden kişinin "ben onu şefkatle sevdim" cümlesi gibi, sanıkta, gizleyerek ve sinsice aldığı telefonu, sahibini aradığını vekatılana verdiğini ifade etmiştir. 
Sanık "duruşmalarda" gerçek dışı beyanlarda bulunduğunda, "kamunun işlem yaptığı" kamusal alanda ve kamera kayıtlarında da görüldüğü ve bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere sinsice ve son derece kurnaz ve çevreyi kolaçan ederek "hırsızlık" eylemini TCK 142/1-a bendi uyarınca "kamu kurumlarında" yapılması ve "Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından" olmasından (md.142/2-a) dolayı yüksek sınırdan ve mahkemede de çelişkili davranarak, gerçekleri gizleyerek ve uzun süre kaçmasına rağmen alması gereken cezayı,"savunması" ile sanık neredeyse "iyi insan" ödülü alabilecek dereceye getirmiştir.Sanık, bu muazzam "savunma" ile detutanaktaki ara karardan anladığımız üzere çok başarılı olmuştur
  7.) Müşteki telefon olmayınca annesinin ölümüne yetişememiştir. Annesinin vefatı ve zaten annesinin bakıcı nezaretinde Ankara'da iken kaldığı evin işlerini yaptırır iken telefonu çalınmıştır. İstanbul'da yaşayan ablası "bir müddet benim yanımda kalsın" ısrarı ile anne "ambulans ile" İstanbul'a gönderilmiş, kaldığı ev kapatılmış. İstanbul'a gittikte bir kaç gün sonra ise vefat etmiştir. Bu durum nüfus sorgusundan da görülebilecektir.
Yani müşteki o an " malını koruyamayacak durumda"dır. Annesi zaten halsizdir, durumu iyi değildir, ambulans ile gönderilmiştir, üzüntü içindedir. Annesine ait evin elektriğini kapatması gerekmektedir. Ev sahibi, anahtarı teslim almak için "elektrik" ve "su" aboneliğini borçsuz kapalı istemiştir.
8.) Yani müdahil tam bir "kafa karışıklığı" halindedir. Normal bir dürüst insan gibi, telefonu bankodadır. Bir kaç dakikada geri geri gelmiş, bankodaki memur ile tartışmıştır. Hırsızlık olmasa iki dakika sonra telefonu elinde olabilecek ve annesi ile görüşecek, ya da annesi ile görüşecek, ölüm haberini erkenden öğrenebilecekti.
Yani katılana maddi zarardan daha fazlasını manevi olarak sanık vermiştir.
Bu bakımdan ve suçun işleniş biçimi tam olarak, TCK 142/1-a ve md. T.C.K. 142/2-a'ya bire bir uymaktadır. Aşağıda ilgili yasa maddesini alıyoruz.
Nitelikli hırsızlık suçu TCK md. 142’de düzenlenmiştir. Nitelikli hırsızlık suçunun cezası işlenen fiillere göre iki gruba ayrılmıştır:
a. Hırsızlık suçu;
Kamu kurumlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan herhangi bir kimseye ait eşya hakkında veya kamu hizmetine özgülenmiş mallar hakkında ( md. 142/1-a),
Toplu taşıma araçlarında veya bunların duraklarında, varış veya kalkış yerlerinde (md.142/1-c),
Afet veya genel bir felaketin etkilerini önlemek veya azaltmak amacıyla hazırlanan mal hakkında (md.142/1-d),
Gelenek veya özgülenme veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında (md.142/1-e),
işlenirse fail 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
b. Hırsızlık suçu;
Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak (md.142/2-a),
Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle (md.142/2-b),
Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak (md.142/2-c),
Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak “veya kilitlenmesini engellemek” suretiyle (md.142/2-d),
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle (md.142/2-e),
Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak (md.142/2-f),
Büyük veya küçük baş hayvan hakkında (md.142/2-g),
Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında (md.142/2-h),
işlenirse fail hakkında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hırsızlık suçunun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
8.) Katılan kesinlikle bir para ödenecek ise, bu paranın "Mehmetçik Vakfı"na ödenmesini istemektedir. Kendisine para ödenirse de vakfa bağışlayacaktır.
Konu işin parasal boyutu hiç değildir. Telefonun yüz katı para önerilse dahi şikayetten vazgeçme söz konusu bile edilemez. Konu Kamu düzenidir. Devletin düzenidir. Düzen ihlal edilirse kimse huzur içinde yaşayamaz. Bu durum en son televizyonlarda gösterilen bir görüntüyü akla getirmiştir. Mafya liderinin yakınına işlem yapan polis mafya elemanlarınca açık ortamda, kameralar önündeinfaz edilmiştir. Mafya'da bu görüntüleri yayınlamıştır.Mafyaya karşı devlet işlevsiz kalmıştır. Devlet suçluyu cezalandırmaz ise, suçlular teşvik edilmiş olacaktır. Bu da zamanla "kamu düzenini" sarsacaktır. 
Talebimiz bir an önce karar verilmesidir. Karar vermeden önce de "bilirkişi raporu"nun ve kamera kayıtlarının tekrar okunması ve izlenmesidir. 
Saygılarımızla, 01/01/2021
                        Katılan Vekili Av. 
 
Sonraki Duruşma Tutanağı:
 
                  T.C.
ANKARA
...... ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
DOSYA NO : 
DURUŞMA TARİHİ :  
CELSE NO : 
HAKİM : ......
CUMHURİYET SAVCISI : .......
KATİP : .......
         Belirli gün ve saatte 8. celse açıldı. Yoklama yapıldı.
Duruşmaya gelen olmadığı görüldü. Açık yargılamaya devam olundu. 
Suça konu çalınan telefonun değerinin tespitine yönelik kolluğa yazılan yazıya cevap var okundu. 
Sanığın zorla getirilmesi için yazılan yazıya bila ikmal cevap verildiği görüldü. 
Sanık müdafii tarafından celse arasında beyan dilekçesi sunduğu görüldü okundu dosyasına konuldu. 
Cumhuriyet Savcısından soruldu; dosya tekemmül etmiştir. Mütalaa için süre talep ediyoruz dedi.
Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
1-Sanık hakkında ek savunma hakkı verilmesinden vazgeçilmesine, 
2- Dosyanın mütalaa için C.Savcısına tevdiine, 
Bu nedenle duruşmanın .......günü saat 11:55 bırakılmasına karar verildi......
Katip ....
e-imzalıdır 
Hakim .....
e-imzalıdır 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Avrupa Konseyi’nden Osman Kavala Kararı
Avrupa Konseyi’nden Osman Kavala Kararı
Benzin ve Motorin Fiyatlarına Zam
Benzin ve Motorin Fiyatlarına Zam