
Bayram…
İnsan olmanın, paylaşmanın, kucaklaşmanın en saf hali. Bir baba, evlatlarının birbirine düşmesini istemezken, aynı yaratıcının yarattığı ve aynı dünyayı paylaşan milyarlarca insanın birbiriyle savaşması, kin gütmesi, yoksulluk içinde kıvranan çocukların gözyaşlarına sırt dönmesi nasıl açıklanabilir?
Bugün bayram… Ama gerçek bayram, silahların gömüldüğü, yoksulluğun sona erdiği, çocukların korkmadan büyüyebildiği gündür. Tek bir insan açsa, dünya tok değildir. Tek bir insan öldürülüyorsa, insanlık yaşıyor sayılamaz.
Ne için savaşıyoruz? Ne için birbirimize sınırlar çiziyoruz? Ne için hükmetmeye çalışıyoruz? Halbuki “Ne kadar az şeye sahip olursanız, o kadar az şey size sahip olur.” Oysa bizler, hükmetme hırsıyla birbirimizi tüketirken, hayatlarımızdan bir gün daha eksiliyor. Bize ait olmayan topraklar, koltuklar, servetler uğruna kardeşlerimize düşman oluyoruz. Ama geriye ne kalıyor? Savaşlar kazanılıyor ama insanlık kaybediliyor.
Eğer tüm insanlar, karşısındakini “kendi çocuğu gibi ve yarın ölecekmiş gibi” görebilseydi, dünya nasıl bir yer olurdu? Öyle görseydik:
- Bir çocuğun üstüne bomba atmazdık.
- Açlıktan ölen insanları umursamazlıkla seyretmezdik.
- Güç ve iktidar uğruna, tek bir insanı bile feda etmezdik.
Adalet, paylaşım ve merhamet, tüm insanlığın ortak mirasıdır. Bir kişi bile haksızlığa uğruyorsa, hiçbir genel yarar korunmuş olamaz. Çünkü tek bir insanın hayatı, tüm insanlığın hayatına eşdeğerdir.
Bugün bayram… Ama gerçek bayram, dünya üzerindeki son silah sustuğunda, son aç çocuk doyduğunda, son yetim gözyaşlarını sildiğinde kutlanacaktır. Çünkü bizler, farklı diller konuşsak da, farklı coğrafyalarda yaşasak da, farklı geçmişlerden gelsek de aynı sonu paylaşacağız. Giderken yanımıza hiçbir şey götürmeyeceğiz; ne tahtlarımızı, ne servetimizi, ne de kinlerimizi…
O halde, neden birlikte yaşamak, paylaşmak, sevmek varken, nefret ve savaş seçilsin? Dünya, hepimizin sınavı; ama bu sınavı kazanmanın yolu birbirimizi yok etmek değil, birbirimize sahip çıkmaktır.
Gerçek bayram, hepimizin “bir” olduğunu hatırladığımız andır.
Gerçek bayram, barışın ve adaletin yeryüzüne hâkim olduğu gündür.
Ve gerçek bayram, belki de bugün değil… Ama o günü getirmek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.
İnsanlık için, adalet için, merhamet için, gerçek bir bayram için…