• Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
Haber Oran
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Haber Oran
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Ana Sayfa Yüksek Yargı Kararları

Borçlunun borcu için ipotek veren, borçlunun kefillerine rücu edemez!

Borçlunun borcu için ipotek veren, borçlunun kefillerine rücu edemez!

21 Eylül 2018
in Yüksek Yargı Kararları
0
0
PAYLAŞIM
3
GÖRÜNTÜLENME
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

 

 T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/4585
KARAR NO: 2018/1831
KARAR TARİHİ: 4.4.2018

İPOTEK VERENİN KEFİLLERE RÜCU HAKKI OLMADIĞI YENİ VE ESKİ BORÇLAR KANUNU UYGULAMASI.

818/m.109,496
2004/m.67
4721/m.884
6098/m.596
6100/m.294,297

ÖZET : Dava, davalıya ait kredi borcunun ipotek veren davacı tarafından ödenmesi nedeniyle, ödenen miktarın asıl borçlu davalı ve kefiller diğer davalılardan rücuen tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

Dava konusu genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve ipoteklerin tesis edildiği tarih itibariyle olaya uygulanması gereken kanun 818 Sayılı BK olup, 6098 S.K.’da yer alan düzenlemenin muadili olan BK hükmünde rehinle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygulanması gereken BK 109. maddesiyle TMK 884. maddelerinin de davalı kefiller yönünden davacıya bir rücu hakkı vermediği görülmektedir.

Davacı ipotek verenin ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi sebebiyle uğradığı zararlar konusunda lehine ipotek verdiği asıl borçlu davalıdan talepte bulunması mümkün ise de kefillere yönelik talepte bulunması mümkün olmadığından, davalı asıl borçlu ile birlikte kefilleri yönünden de kabul kararı verilmesi bozmayı gerekmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün bir kısım davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin gelmiş olmalarıyla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, davalı şirkete ait kredi borcunun ipotek veren davacı tarafından ödenmesi nedeniyle, ödenen miktarın asıl borçlu davalı şirket ve kefiller diğer davalılardan rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının, davalı şirket lehine taşınmazını ipotek verdiği, davalı şirketin borcunu ödememesi sebebiyle yapılan takip sonucu davacıya ait taşınmazın satıldığı, borçlu şirketin bankaya alan borcuna diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları, davacının ise kredi sözleşmesini sadece rehin veren sıfatıyla imzaladığı, ödediği miktarın tamamını davalılardan talep edebileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, asıl alacağın % 20’si oranında inkar tazminatının davalılardan birinin mirasçıları hariç diğer davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 07.06.2016 gün 2016/4114Esas- 2016/10269 Karar sayılı ilamı ile ; “Mahkemece, hükmün gerekçe kısmında “davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” denilerek davacının itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatı talebinin tümüyle kabul edildiği belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında davacı lehine % 20 icra inkar tazminatının davalılardan birinin mirasçıları dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olup, hüküm ile gerekçe arasında icra inkar tazminatı yönünden oluşan bu çelişki sebebiyle HMK.’nun 294. ve 297. maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının , Kardeşler … Ltd.Şti.nin doğmuş ve doğacak bütün borçlarının teminatı olmak üzere taşınmazını … T.A.Ş. lehine ipotek verdiği, Kardeşler … Ltd.Şti.nin borcunu ödememesi sebebiyle temlik alacaklısı tarafından aleyhine takip yapıldığı ve bu takip sonucu davacıya ait taşınmazın satıldığı , borçlu şirketin borcuna diğer davalıların da müşterek borçlu ve kefil oldukları, davacının ise sadece rehin veren sıfatı ile kredi sözleşmesi altında imzası bulunduğu , ödediği miktarın tamamını kredinin asıl borçlusu ile müşterek borçlulardan isteyebilmesi mümkün olduğu gereçesiyle davanın kabulüne, ancak takip ve dava tarihi itibariyle %20 oranında icra inkar tazminatı talep edebileceğinden icra tazminatına dair fazlaya dair talebin reddine dair karar verilmiş hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dışı banka ile davalı kredi müşterisi ve kefiller arasındaki kredi sözleşmesi 06.07.2007 tarihli olup davacı tarafından bu sözleşme ipotek veren sıfatıyla imzalanmış ve daha sonra 27.07.2007 ,30.05.2008 tarihlerinde üç adet taşınmazı üzerinde ipotek tesis edilmiş ve ipotekli taşınmazlar cebri icra sonucu satılarak paraya çevrilmiştir.

6098 Sayılı TBK ‘unu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve ipoteklerin tesis edildiği tarihte 818 Sayılı BK ‘unu yürürlüktedir.6101 Sayılı Türk Borçlar Kanunun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 1. maddesi gereğince somut olayda 818 Sayılı Borçlar Kanunun uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla somut olayda TBK’unun 596/1-4 uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Olaya uygulanması gereken TBK 596. maddesinin muadili BK’unun 496. maddesinde ise rehinle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Yine somut olaya uygulanması gereken BK 109. maddesiyle TMK 884. maddelerinin de davalı kefiller yönünden davacıya bir rücu hakkı vermediği görülmektedir. Davacı ipotek verenin ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi sebebiyle uğradığı zararlar konusunda lehine ipotek verdiği asıl borçlu davalı şirkete yönelik olarak talepte bulunması mümkün ise de kefillere yönelik olarak talepte bulunması mümkün değildir.Mahkemece davalı asıl borçlu şirket ile birlikte asıl borçlunun kefilleri yönünden de kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan temyiz eden davalılar yararına takdiren 1.630,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalılara verilmesine, peşin harcın istenmesi halinde temyiz eden davalılara iadesine, 04.04.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Etiket: ipotekipotek veren kefile rücu edebilir miipotek verenin borcu ödemesi sonrası borçlunun kefillerine rücu hakkı var mıdıriptek verenin borçluya rücü etmesikefilmüteselsil kefil
  • Popüler
  • Yorumlar
  • En Yeni

Yarısı doldurulmuş bir bardağın ne kadarı boştur?

23 Mayıs 2020

ODTÜ’de okuyorum diyen biri nerede okuyor olabilir?

15 Aralık 2019

Bugs Bunny’nin rakiplerinden kırmızı saç, sakal ve bıyıklara sahip, çabuk sinirlenen, maden arayıcısı, haydut ve kovboyun adı nedir?

20 Şubat 2017

Daireye üst kattan veya çatıdan su sızarsa, ya da yağmur suyu basarsa ne yapılmalıdır?

27 Eylül 2018

Mirasçılık Belgesi almak için mirasçı olmaya gerek yok!

0

Brezilyalı Futbol Efsanesi Pele Hayatını Kaybetti

0

2023 Yılı Asgari Ücret 8500 TL Oldu

0

Volvo Yedek Parça Ankara İçinde Nereden Alınır?

0

Cumhuriyet 103 Yaşında: Ciddiyet mi, Aydınlanma mı?

21 Ekim 2026

Devlet Yönetiminde “Bizden” Değil, Hukuk ve Liyakat Esas Olmalıdır

9 Ekim 2026

Borsa Kumar Değildir; Ancak Bunun Şartı Gerçek, Şeffaf ve Denetlenebilir Bir Piyasadır

2 Ekim 2026

Umut Vermek mi, Gerçeği Söylemek mi? Hukukta Dürüstlük, Güven ve Vicdan

30 Eylül 2026
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.