
Borsa Kumar Değildir; Ancak Bunun Şartı Dürüst ve Şeffaf Bir Piyasadır
Bir matematikçi düşünün…
Finansçı değil, matematikçi. Piyasayı söylentilerle, sezgilerle veya şansla değil; matematik, istatistik, veri ve bilgisayarlarla anlamaya çalışıyor.
Bu kişi James Harris Simons.
Simons’ın yaklaşımı aslında oldukça basitti:
“Piyasada insanın göremediği matematiksel bir örüntü var mı?”
Matematikçileri, fizikçileri, bilgisayar bilimcilerini ve istatistikçileri bir araya getirdi. Verileri topladı, modeller kurdu, bunları bilgisayarlarla test etti ve küçük istatistiksel avantajları çok sayıda işlemde kullanmaya çalıştı.
Ortaya Renaissance Technologies ve özellikle Medallion Fund gibi finans tarihinin en dikkat çekici başarılarından biri çıktı.
Burada çok önemli bir ayrıntı vardır:
Simons piyasayı değiştirmeye değil, piyasayı anlamaya çalışıyordu.
Fiyatı yapay biçimde yükseltmiyor, sahte değer oluşturmuyor, yatırımcıları yanıltacak bir görüntü yaratmıyordu. Piyasada zaten var olan verilerden hareket ederek olasılıkları ve örüntüleri araştırıyordu.
Borsanın kumar olmadığının en çarpıcı örneklerinden biri de budur.
“Kumarcılar para kazanmaz, kumarhane sahibi kazanır” denir. Oysa James Simons’ın Medallion Fund’ı, 1988–2018 arasındaki 31 yıllık dönemde yıllık ortalama yaklaşık %66,1 brüt getiri elde ederek ve hiçbir yılı brüt zararla kapatmayarak, borsanın dürüst ve şeffaf kurallar içinde işlediğinde bir kumarhane değil; matematik, veri, bilim ve disiplinle para kazanılabilen gerçek bir sermaye piyasası olduğunu gösteren en çarpıcı örneklerden biridir.
Bu nedenle Simons’ın hikâyesi bize çok önemli bir şey söylüyor:
Borsada para kazanmak, zorunlu olarak kumar oynamak değildir.
Matematik, istatistik, veri, teknoloji ve disiplin kullanılarak piyasada yatırım yapılabilir.
Ancak bunun çok önemli bir şartı vardır:
Piyasanın dürüst ve şeffaf olması.
Çünkü yatırımcının önündeki bilgi gerçek değilse, en gelişmiş matematiksel model bile anlamını kaybeder.
Bir şirketin gerçek ekonomik değeri 1 milyar lirayken çeşitli işlemlerle 100 milyar liralık bir değer görüntüsü oluşturulduğunu düşünelim. Bu değer bilançoya yansıyor, şirketin piyasa değeri buna göre yükseliyor, ardından yükselen hisse fiyatı da şirketin gerçekten 100 milyar lira değerinde olduğunun kanıtı gibi gösteriliyorsa artık ortada yalnızca bir “fiyat artışı” yoktur.
Burada sorgulanması gereken zincir şudur:
Gerçek ekonomik değer → bilanço → şirket değeri → hisse fiyatı → yatırımcı algısı.
Zincirin başlangıcında gerçeklik bozulmuşsa, sonrasındaki fiyatlamanın da ne ölçüde gerçek olduğu sorgulanmalıdır.
Özellikle ilişkili şirketler arasındaki yüksek bedelli işlemler, gerçeğe aykırı veya aşırı şişirilmiş değerlemeler, yapay talep, yanıltıcı bilgiler ve koordineli işlemler bir araya geldiğinde mesele artık sıradan yatırım riskinden ibaret olmayabilir. Somut olayın özelliklerine göre sermaye piyasası ihlalleri, yanıltıcı bilgi, muhasebe ve raporlama sorunları veya dolandırıcılık bakımından hukuki değerlendirme gündeme gelebilir.
İşte borsa ile kumar arasındaki temel fark burada ortaya çıkar.
Dürüst piyasada yatırımcı, gerçek bilgiye dayanarak risk alır. Hisse yükselir veya düşer. Yatırımcı kazanabilir veya kaybedebilir. Ancak oyunun kuralları bellidir ve fiyat gerçek ekonomik bilgiler üzerinden oluşur.
Manipüle edilmiş piyasada ise yatırımcı yalnızca risk almamaktadır; kendisine gösterilen yapay bir tabloya dayanarak karar vermektedir.
Bu nedenle:
Dürüst bir borsa riskli olabilir; ancak kumar değildir.
Simons ile manipülatör arasındaki fark da tam olarak budur:
Simons piyasayı gözlemler, veriyi analiz eder ve piyasadaki hareketlerden yararlanmaya çalışır.
Manipülatör ise piyasaya müdahale eder; fiyatı veya arz-talep görünümünü yapay biçimde değiştirir ve başkalarının bu yapay hareketi gerçek sanmasından yararlanır.
Bu nedenle algoritmik işlem, quant yatırım veya yüksek frekanslı işlem tek başına manipülasyon değildir. Hukuka aykırılık, kullanılan yöntemin piyasayı yapay biçimde etkilemeye veya yatırımcıları yanıltmaya yönelmesiyle ortaya çıkar.
Borsanın gerçek anlamda bir yatırım ve büyüme aracı olabilmesi için halka arzdan değerlemeye, bilançodan ilişkili taraf işlemlerine, kotasyondan piyasa işlemlerine kadar bütün zincirin şeffaf, denetlenebilir ve gerçek ekonomik değerlere bağlı olması gerekir.
Çünkü borsanın temel ekonomik işlevi yalnızca insanların birbirlerine hisse alıp satması değildir.
Borsa; tasarrufları sermayeye, sermayeyi yatırıma, yatırımı üretime, üretimi büyümeye ve büyümeyi istihdama bağlayan önemli bir ekonomik mekanizmadır.
Aksi hâlde şirket değeri üretimle değil kâğıt üzerindeki işlemlerle, hisse fiyatı ekonomik başarıyla değil yapay taleple, yatırımcı kazancı ise ekonomik büyümeyle değil sisteme daha yüksek fiyattan yeni yatırımcıların girmesiyle oluşmaya başlayabilir.
İşte o zaman asıl soru:
“Borsa kumar mıdır?”
değildir.
Asıl soru şudur:
“Ortada gerçekten bir sermaye piyasası mı var, yoksa yatırım görüntüsü altında yapay bir fiyatlandırma sistemi mi kurulmuştur?”
Gerçek borsa; sermayeyi yatırıma, tasarrufu üretime ve girişimciyi büyümeye bağlayan bir ekonomik mekanizmadır.
James Simons’ın hikâyesi de bunun çarpıcı bir örneğidir:
Şans yerine matematik.
Söylenti yerine veri.
Manipülasyon yerine model.
Yapay değer yerine gerçek ekonomik değer.
Sonuç olarak:
Borsa dürüst olduğu sürece kumar değildir.
Ancak bunun için halka arzdan bilançoya, şirket değerlemesinden piyasa işlemlerine kadar bütün sistemin gerçek bilgiye, şeffaflığa, denetime, eşitliğe ve dürüst rekabete dayanması gerekir.
Piyasa dürüstse yatırımcı risk alır. Piyasa manipüle edilmişse yatırımcı yalnızca risk almıyor; kendisine gösterilen gerçeğin ne kadar gerçek olduğunu da bilmeden oyuna giriyor demektir.
Ve belki de asıl mesele tam olarak budur:
Borsanın kumar olup olmadığını fiyatın ne kadar yükseldiği değil, o fiyatın nasıl oluştuğu belirler.