Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, 2. Futbol Zirvesi’nde yaptığı açıklamada “Evet” dedi. Demirören’in açıklaması şöyle:
“İnsanların aileleriyle geldiği bir tribün ortamı yaratacağız. En büyük şansımız sizin gibi futbolu seven bir Cumhurbaşkanımız olması. Biz artık UEFA seçimlerinde söz sahibi ülke haline geldik. Bizim önerdiğimiz kişi UEFA Başkanı oldu. Nisan ayı seçimlerinde bir Türk arkadaşımız yönetim kuruluna seçilecek. Artık Avrupa’da ve dünyada söz sahibi ülkeyiz. Sizin dünyadaki gücünüzle bizim de gücümüz artıyor. Bir Türk olarak bundan gurur duyuyorum. Daha güçlü bir Türkiye için evet diyen bir 17 Nisan sabahında uyanmak dileğiyle hepinizi selamlıyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:
“Futbol dünyasının kıymetli temsilcileri, değerli sporcular sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. İkinci Futbol Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Katkı sağlayan tüm herkese teşekkür ediyorum. Sunumlarıyla zirveye katkı sunacak herkese teşekkür ediyorum. Türk futbolunun daha iyi ileri gitmesi için Kulüpler Birliği’nin gösterdiği ilgiyi yakından takip ediyorum.”
“Sporun özellikle futbolun kaynaştıran, farklı kimlikleri ve hikayeleri bir araya getirdiğini çok iyi biliyoruz. Futbol çok farklı anlamlara sahiptir. Futbolun özünde rekabetle birlikte fedakarlık, centilmenlik, dostluk, dayanışma vardır. Futbol aynı zamanda bir direniştir, bir meydan okumadır. Yöneticinden, teknik kadroya varıncayağa kadar tribünlere aynı heyecanı verecektir. Hakem bitiş düdüğünü çalana kadar ümitsizliğe asla yer yoktur. Dünya takımlarının asla pes etmeyerek, rövanşlarda aldığı zaferleri hep beraber gördük. Futbol tarihi, hezimetin kıyısından kurtarılmış geri dönüşlerle doludur.”
“Afrika çöllerinden, Brezilya gecekondularına kadar dünyanın her yerinde itilip kakılan kenar mahalle çocuklarının kurtuluş umudu olan bir oyundan söz ediyoruz. Bu aynı zamanda bizim çocukluğumuzun da hikayesidir. Mahalle arasında yazın toz toprak, kışın çamur içinde tüm çocuklar için futbol parlak bir geleceğe çıkan yolun adıdır. Bugün Beşiktaş’ın Vadofone’nu düşünüyorum bir de Şeref Stadı’nı düşünüyorum. Bir Fenerbahçe’nin şu anki stadyumunu düşünüyorum, bir de Dereağzı’ndaki yeri düşünüyorum. Nereden nereye?”
“Çocukluk dönemlerinden itibaren futbola gönül vermiş gençlik yıllarında top koşturmuş bir kardeşiniz olarak bir insana neler kazandırabileceğini çok iyi biliyorum. Bu oyunun bana kazandırdığı tüm kazanımlardan çok istifade ettim. Siyasetin temelde futbolla birçok yönü olduğuna inanıyorum. Spor gibi siyasetin de özü rekabettir, yarıştır. Bu yarışın ilk aşaması sandıktan galip çıkmak için, ikinci aşaması ise sorumluluk üstlendikten sonra millete hizmet götürmektir. Futbol gibi siyaset de takım oyunudur. Sağlam bir kadro gerektir. Taktiği ve stratejisi olmayan bir takımın kupayı kaldırma şansı yoktur, millete sözü olmayan siyasilerin başarı şansı yoktur. Futbolun da bir inadı vardır. Sporun içine şiddet ve saldırganlık girince centilmenlik ruhu nasıl kayboluyorsa siyasetin içine yalan, iftira ve çarpıtma girince aynı sonuç ortaya çıkıyor.”
“Son anayasa değişikliğinde olduğu gibi hala nasıl futbolun, inşallah onlardan kurtuluyoruz, holiganlar varsa hala holigan siyasetiyle sonuç almaya çalışanları da görüyoruz. Hala şikeden, hileden çekinmiyorlar. Anayasa değişikliğinin Meclis’in kapatılacağından, ülkenin bölüneceğine kadar akla hayale sığmayacak yalanlar ortaya konuyor. Böyle bir şey asla yoktur. Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi yoktur. İktidarı şikeyle elde edeceğin izannedenler millet tarafından her zaman engellenmiştir. Şimdi 18 yaşında parlamentoya girmenin önünü açıyoruz. Bu ne demektir, genç, dinamik, ilim irfan sahibi bir gençlik parlamentomuzda yer alacaktır. Gençlerden korkan bir anlayış olabilir. Aslında bunların jubile zamanı gelmiş ama hala direniyorlar. Onun için çıktıkları her maçta yeniliyorlar. Daha önce 7 maçta yenilmişlerdi inşallah 16 Nisan’da sekizinci defa yenileceklerdir.”