26/12/2023 tarihli duruşmada; “…Murisin …… Bankasındaki güncel 77.945,22 TL borcunun murisin ölüm tarihi olan 31/01/2021 tarihindeki değerinin tespiti için dosyanın konusunda uzman ve re’sen seçilecek bilirkişiye tevdi ile rapor alınmasına, bilirkişiye 2.500,00 TL ücret takdirine, masrafın gider avansından karşılanmasına, eksik gider avansının davacı tarafça tamamlanmasına, rapor ibraz edildiğinde duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğine, masrafının avanstan karşılanmasına...” şeklinde ara kararı kurulur.
Bu duruma davacı şu şekilde itiraz eder: “Murisin borcunun uyarlanması ile birlikte dosyanın 4. kez bilirkişiye verilmesine karar verilmiştir. Bu nedenle; Bilirkişi incelemesinden rücu edilerek, murisin ölüm tarihindeki borcunun bankadan sorulmasını usul ekonomisi gereğince arz ve talep ediyoruz. Davaya konu çekişme hem emekli ve aktif çalışan bir milletvekili gelirinin belki de yarısından azdır. Ama, davacılar için bu para dahi ağır bir külfet olduğu için, dava açmışlardır.
Bilindiği üzere; HMK’nın 30. maddesiyle düzenleme altına alınan usul ekonomisi; uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü ve gereksiz yere dava açılmasının engellenmesi şeklinde açıklanmaktadır. Bu madde uyarınca konunun bankadan sorulması sorunu çözecektir. Bilirkişi yerine konunun bankadan sorulmasını arz ederiz.”
Bu talebi ise mahkeme reddeder. Gerekçe el yazısı ile dilekçeye yazılmıştır. Şöyle: “Üst, üste bankadan murisin ölüm tarihindeki borcu sorulmasına rağmen yazılarımıza olumlu cevap verilmemesi nedeniyle ara kararından rücu talebinin reddine..”
Dört kez bilirkişi ücret ödenmek zorunda kalınıyor, çok daha önemlisi, bir bankanın mahkeme yazısı karşısındaki tavrı değil mi? Ki, banka ilgilileri açıkça suç işliyorlar: Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (“CMK”) “Bilgi İsteme” başlıklı 332. maddesine göre; yazının “10” gün içinde cevaplanmasının zorunlu olmasına ve buna uyulmaması halinde de Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı kuralına rağmen işlem yapılmamasıdır. Bu mevzuat hükümleri uygulanmak için değil mi?
“4” kez rapor alınması süreci bir yıldan fazla sürüyor. Tam anlamıyla, adil yargılanmanın bir unsuru olan “makul sürede yargılanma hakkı” da ihlal ediliyor. Akla şu geliyor: artık doğru işler mi istisna mı oluyor?