Görüşme sonrası basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan Merkel’in DEAŞ’ı tanımlarken kullandığı ‘İslamist terör’ ifadesine tepki gösterdi: “İslamist terör ifadesi biz Müslümanları ciddi manada üzmektedir. Böyle bir ifade kullanılamaz, doğru değildir. Çünkü İslam ile terör bir araya gelemez. DEAŞ terör örgütünden dolayı, kalkıp ‘İslamist terör’ü kullanırsak bu üzücü olur. Bunu lütfen kullanmayalım. Çünkü kullanıldığı sürece biz bunun karşısında durmak durumundayız, sessiz kalırsak bunu kabul olur. Ben Müslüman Cumhurbaşkanı olarak bunu asla kabul edemem. Şu anda dünyada DEAŞ’a karşı bizim verdiğimiz mücadeleyi veren bir ikinci ülke yok” Merkel ise “Din özgürlüğü benim için çok önemli demokrasinin bir parçası olarak görüyorum. Almanya’da Müslümanların inançlarını özgürce yaşaması için elimizden geleni yapıyoruz. İslami ve İslamist arasında bir fark var” diye konuştu.
Erdoğan açıklamanın devamında, “Görüşmelerde askeri siyasi ekonomik ticari tüm ilişkilerle ulusal bölgesel tüm terör olaylarını ele alma fırsatını bulduk. Türkiye-Almanya arasındaki ilişkileri değerlendirme fırsatımız oldu. Siyasi ilişkilerde gerek AB süreci gerek NATO ile ilgili konular olsun bunları görüşme imkanı oldu. Ege’deki gelişmeleri değerlendirme fırsatımız oldu. Bölgesel olarak ağırlıklı olarak Suriye, Irak konusunu değerlendirdik. Mülteci sorununu ele alma imkanımız oldu. Bunları ayrıca konuştuk.” dedi.
Erdoğan terörle mücadele konusunda ise, “Özellikle bu konudaki kararlılığımız zaten Türkiye olarak bellidir. Buradan taviz vermemiz mümkün değil; ama uluslararası terörizmle mücadele sadece bir ülkenin halledebileceği değil, burada uluslararası dayanışmanın, bir mutabakatın olması kesinlikle söz konusudur. Şu anda Almanya 3 milyona yakın soydaşımızın yaşadığı bir ülke. Bizim dayanışmamız çok büyük önem arz ediyor. Bu dayanışmayla özellikle bölgedeki terörizme iki NATO ülkesi olmak hasebiyle de koalisyon güçleri içerisindeki Almanya’nın burada bizlerle dayanışması büyük önem arz ediyor. Bu dayanışmamızı gerek buralarda gerek Ukrayna’da yine bugüne kadar nasıl bir örneğini verdiysek bundan sonraki süreçte de vererek, devam ettirmemizin gereğine inanıyorum” diye konuştu.
Merkel’in açıklamasının satırbaşları ise şöyle:
“Türkiye’ye darbe teşebbüsünden sonraki ilk ziyaretim. Aynı zamanda suçun bireysel olarak tespit edilmesini ifade ettim. İfade özgürlüğüne saygı duyulması gerekir. Darbe girişimi süreci sonrası ifade özgürlüğü ve basın, medya özgürlüğünün gerekliliğini işaret ettim. PKK dahil her türlü terörle mücadelede yakın işbirliği içinde olmamız gerektiğini konuştuk. Mültecileri entegre etmek için Türkiye’nin çabalarını takdir ediyoruz. Mülteciler için 2.2 milyar euro verildi. Suriye, Irak ve mülteci konularını konuştuk. Mülteciler hem Türkiye hem AB için çok önemli bir konu. AB’nin vaat ettiği finans desteğinin kısa süre içinde verilmesi gerektiğini ifade ettim. Referandum sürecinde AGİT gözlermcilerinin hazır bulunmasının iyi olacağını belirttim. Türk halkının savunduğu demokratik ilkelerin yeni sistemde korunması gerekir. Terörle mücadele konusunda kararlıyız ama bizim adım atmamız için elimizde kanıtların olması gerekiyor. Almanya’da bazı koşullarda iadelerin yapılamayacağı yönünde mahkeme kararları var, adalet bakanlarımız bu konuda görüşecekler. Din özgürlüğü benim için çok önemli. Almanya da Müslümanların inançlarını özgürce yaşamaları için elimizden geleni yapıyoruz. İslam ve İslamist kelimeleri arasında bir fark var. Bunun da farkındayız. Diyanet nezdinde çalışan imamların bazı kişiler hakkında bilgi toplaması gibi Alman hukuk devletine aykırı şeyler demokratik sistemde olmamalı.”