• Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
Haber Oran
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Haber Oran
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Ana Sayfa Köşe Yazıları Avukatın Günlüğü

NATO’da Silahsızlanma ve Rusya’nın da Dahil Olduğu Yeni Bir Güvenlik Mimarisi Mümkün mü?

18 Temmuz 2026
in Avukatın Günlüğü
0
0
PAYLAŞIM
13
GÖRÜNTÜLENME
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

İnsanlık, tarih boyunca savaşların yıkıcı sonuçlarını defalarca yaşamıştır. Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, şehirlerin yok olduğu, ekonomilerin çöktüğü savaşlar, gerçekte hiçbir milletin kazancı olmamıştır. Günümüzde teknoloji, iletişim ve bilim insanlığı birbirine her zamankinden daha fazla yakınlaştırmışken, güvenlik anlayışının hâlâ büyük ölçüde silahlanma yarışı üzerine kurulması üzerinde yeniden düşünülmesi gereken bir konudur.

Son NATO zirvelerinde birçok ülkenin savunma harcamalarını artırma ve askerî kapasitesini genişletme yönündeki açıklamaları dikkat çekmiştir. Oysa aynı toplantılarda barışın nasıl kalıcı hâle getirileceği, silahlanmanın nasıl azaltılacağı veya güven ortamının nasıl güçlendirileceği konularının daha fazla öne çıkması beklenebilirdi. Dünyanın ulaştığı bilimsel ve teknolojik seviyeye rağmen, güvenliğin hâlâ daha fazla silah üretmek ve daha güçlü askerî kapasite oluşturmak üzerinden tartışılması, insanlık adına düşündürücüdür.

Bu noktada belki de alışılmış kalıpların dışına çıkan bir soru sorulmalıdır: NATO’nun yapısı, yalnızca mevcut üyeleri koruyan bir askerî ittifak olmaktan çıkarılarak, zaman içerisinde Rusya gibi bugün tehdit olarak görülen ülkeleri de kapsayacak şekilde yeniden tasarlanabilir mi?

İlk bakışta bu öneri gerçekçi görünmeyebilir. Ancak Avrupa Birliği’nin kuruluş süreci de bir zamanlar birbirleriyle savaşan devletlerin ortak gelecek kurma iradesinin ürünüdür. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Fransa ile Almanya arasında kalıcı barış kurulabileceğine inananların sayısı oldukça azdı. Bugün ise bu iki ülke Avrupa’nın en yakın ortakları arasında yer almaktadır.

Benzer şekilde, gelecekte oluşturulabilecek daha kapsayıcı bir uluslararası güvenlik mimarisi, yalnızca NATO ülkelerinin değil, bugün rakip olarak görülen devletlerin de belirli hukuk kuralları, şeffaflık ilkeleri ve ortak yükümlülükler çerçevesinde aynı sistem içerisinde yer almasını sağlayabilir. Böyle bir yapı, yalnızca mevcut üyeleri değil, sisteme dahil olan tüm ülkeleri ortak kurallara uymaya zorlayacak; karşılıklı denetim ve şeffaflık mekanizmaları sayesinde güven ortamını güçlendirecektir.

Elbette böyle bir dönüşümün kısa vadede gerçekleşmesi beklenemez. Bunun için karşılıklı güvenin yeniden inşa edilmesi, uluslararası hukuka bağlılığın güçlendirilmesi ve siyasi iradenin oluşması gerekir. Ancak bugün gerçekleşmesi zor görünen birçok uluslararası gelişme, geçmişte de hayal olarak değerlendirilmiştir. İnsanlık tarihindeki en büyük ilerlemeler, çoğu zaman önce cesur fikirler olarak ortaya çıkmıştır.

Böyle bir güvenlik anlayışının gelişmesi durumunda, devletlerin savunma bütçelerinin önemli bir kısmı farklı alanlara yönlendirilebilir. Terörizmle mücadele, iklim değişikliği, çevrenin korunması, su kaynaklarının yönetimi, salgın hastalıklar, açlık, yoksulluk ve eğitim gibi bütün insanlığı ilgilendiren sorunlar çok daha güçlü uluslararası iş birliği ile ele alınabilir. Güvenlik yalnızca askerî tehditlerden ibaret değildir; bugün milyonlarca insanı etkileyen açlık, temiz suya erişememe, salgın hastalıklar ve çevresel felaketler de küresel güvenliğin ayrılmaz parçalarıdır.

Dış tehdit algısının azalması, birçok ülkede iç siyaseti de olumlu yönde etkileyebilir. Tarih boyunca bazı yönetimler, “beka sorunu”, “dış güçler” veya “sürekli tehdit altında olma” söylemlerini kullanarak olağanüstü güvenlik politikalarını kalıcı hâle getirmiş, demokratik denetimi zayıflatmış ve temel hak ve özgürlükleri sınırlamıştır. Oysa güvenlik risklerinin azalmasıyla birlikte, devletlerin önceliği daha fazla demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan haklarının güçlendirilmesi olabilir. Güvenlik önlemleri elbette önemini koruyacaktır; ancak bunlar özgürlükleri gereksiz yere sınırlayan değil, hukuk devleti ilkeleri içerisinde uygulanan tedbirler hâline gelebilir.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus ise insan hayatının evrensel değeridir. Dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşamını yitiren tek bir insanın acısı, empati kurulduğunda bütün insanlığın ortak acısıdır. Hiç kimse hangi ülkede doğacağını, hangi anne ve babanın çocuğu olacağını, hangi dili konuşacağını, hangi etnik kökene veya hangi dine mensup olacağını kendi iradesiyle seçmez. Bir insan Türkiye’de doğabileceği gibi Rusya’da, Ukrayna’da, Suudi Arabistan’da, İngiltere’de, Afrika’nın herhangi bir ülkesinde veya dünyanın başka bir köşesinde de doğabilirdi. Ten rengi, dili, milliyeti veya doğduğu coğrafya onun özgür iradesiyle belirlenmiş değildir.

İşte bu gerçek, insan haklarının evrenselliğinin temelini oluşturur. İnsanların doğuştan sahip oldukları onur ve yaşam hakkı, milliyetlere göre değişmez. Bu nedenle uluslararası siyasetin temel hedefi, karşı tarafı yok etmek değil; farklılıklarla birlikte yaşamanın yollarını geliştirmek olmalıdır.

Kalıcı barış yalnızca askerî güçle sağlanamaz. Güven, hukuk, diplomasi, ekonomik iş birliği ve ortak çıkarların güçlenmesi de en az askerî caydırıcılık kadar önemlidir. NATO’nun kendi yaklaşımında da caydırıcılık kadar diyalog mekanizmaları önemli bir yer tutmaktadır. Bunun yanında diplomasi, uluslararası hukuk, ekonomik iş birliği, karşılıklı güven artırıcı önlemler, silahların kontrolü ve sorunların büyümeden çözülmesi, kalıcı istikrarın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Bugün dünyada uyuşturucu ile mücadele konusunda uluslararası toplum büyük ölçüde ortak hareket etmektedir. Çünkü uyuşturucunun insanlığa zarar verdiği konusunda geniş bir mutabakat bulunmaktadır. Aynı bakış açısı, çok daha büyük yıkımlara neden olan kontrolsüz silahlanma için de geliştirilemez mi? Elbette devletlerin meşru savunma hakkı vardır ve uluslararası güvenlik bir anda silahsız bir dünyaya dönüşemez. Ancak silahlanmanın sınırlandırılması, savunma harcamalarının kademeli olarak azaltılması ve bu kaynakların insanlığın ortak sorunlarına yönlendirilmesi yönünde küresel hedefler belirlemek neden mümkün olmasın?

Belki de insanlık artık yeni bir soruyu daha yüksek sesle sormalıdır: Daha fazla silah mı daha fazla güvenlik getirir; yoksa daha fazla güven, hukuk, demokrasi ve iş birliği mi?

Kalıcı barışın yolu yalnızca güçlü ordulardan değil; güçlü hukuktan, güçlü demokrasiden, güçlü diplomasiden ve en önemlisi insan hayatına eşit değer veren evrensel bir vicdandan geçmektedir. İnsanlık, güvenlik anlayışını yalnızca silahların sayısıyla değil, barışın kalıcılığıyla ölçmeye başladığında, belki de gelecek nesillere bırakılabilecek en büyük miras savaş teknolojileri değil, sürdürülebilir barış olacaktır.

Etiket: adaletbarışBarış İçin İş Birliğibirleşmiş milletlerCaydırıcılıkÇevrenin KorunmasıdemokrasiDiplomasidünya barışıevrensel hukukGüven İnşasıHukukun Üstünlüğüİklim Kriziİnsan HaklarıİnsanlıkKalıcı BarışKüresel DayanışmaKüresel GüvenlikNATOOrtak GüvenlikÖzgürlükŞeffaflıksilahsızlanmaSu GüvenliğiSürdürülebilir Barışterörle mücadeleuluslararası güvenlikUluslararası İş BirliğiYoksullukla Mücadele
  • Popüler
  • Yorumlar
  • En Yeni

Yarısı doldurulmuş bir bardağın ne kadarı boştur?

23 Mayıs 2020

ODTÜ’de okuyorum diyen biri nerede okuyor olabilir?

15 Aralık 2019

Bugs Bunny’nin rakiplerinden kırmızı saç, sakal ve bıyıklara sahip, çabuk sinirlenen, maden arayıcısı, haydut ve kovboyun adı nedir?

20 Şubat 2017

Daireye üst kattan veya çatıdan su sızarsa, ya da yağmur suyu basarsa ne yapılmalıdır?

27 Eylül 2018

Mirasçılık Belgesi almak için mirasçı olmaya gerek yok!

0

Brezilyalı Futbol Efsanesi Pele Hayatını Kaybetti

0

2023 Yılı Asgari Ücret 8500 TL Oldu

0

Volvo Yedek Parça Ankara İçinde Nereden Alınır?

0

NATO’da Silahsızlanma ve Rusya’nın da Dahil Olduğu Yeni Bir Güvenlik Mimarisi Mümkün mü?

18 Temmuz 2026

OKUMAK: BİR KİTABI DEĞİL, HAYATI OKUMAK

4 Temmuz 2026

Devletleri Ayakta Tutan Asıl Güç: Liderler mi, Kurallar mı, Kurumlar mı, Yoksa Evrensel Değerler mi?

3 Temmuz 2026

Gerçeğe Saygı, Hukuki Güvenlik ve Tedbir Kararlarının Sınırı

26 Mayıs 2026
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.