
Roma’da toplum, katı sınıf sistemine dayanıyordu. Plebler (alt sınıf) ve patriciler (soylular) arasında büyük bir ayrım vardı. Patriciler, Roma’daki yönetici soylu sınıfı oluştururken, plebler daha düşük statüde olan halktı. Patriciler, hem askeri hem de hukuki alanda önemli bir ayrıcalığa sahipti. Roma’daki mahkemelerde soylular, genel olarak haklı kabul edilen kişilerdi. Bu durum, hukukun bağımsızlığını ve adaleti büyük ölçüde zedelerdi. Soyluların, mahkemelerde her zaman haklı çıkmaları, Roma’daki sınıfsal eşitsizliği derinleştiriyordu.
MÖ 450’de Roma’da pleblerin kanlı mücadelesiyle doğan 12 Levha Kanunları, insanlığın adalet arayışında bir dönüm noktasıydı. Bugünün medeni hukukunun temelini atan bu metinler, gücün keyfiliğine karşı yazılı kuralların zaferini simgeliyordu. Ancak 2500 yıl sonra, dünyanın bazı köşelerinde bu kazanımların çiğnendiği, hatta 12 Levha’nın bile gerisine düşüldüğü trajikomik sahnelerle karşı karşıyayız.
Verginia’nın Bıçağı ve Hukukun Doğuşu
Appius Claudius, soylu biri, pleb sınıfından güzeller güzeli Verginia’ya tutuldu. Verginia onu reddedince, Appius, onu ele geçirmek için bir yalan planladı: Verginia’nın aslında köle bir kadının kızı olduğunu iddia ederek, onu “mülkü” ilan etti. Hukuku kullanarak Verginia’yı elde etmek istedi.
Verginia’nın babası Lucius Verginius, bir pleb askeri, kızını kurtarmak için Roma’ya koştu. Ancak Appius’un mahkemesi haksız bir kararla Verginia’nın Appius’a teslim edilmesine hükmetti. Lucius, kızının namusunu korumak için çaresiz kalarak forum meydanında onu bıçaklayarak öldürdü.
Appius Claudius’un pleb kızı Verginia’ya yönelik ihtirası, Roma’daki sınıfsal adaletsizliğin sembolü haline geldi. Patrici sınıfının hukuku bir silah gibi kullanması, Verginia’nın babası Lucius’u kızını öldürmek zorunda bıraktı. Bu trajedi, pleblerin isyanını tetikledi ve 12 Levha Kanunları’nın doğuşunu hızlandırdı. Artık yasalar yazılıydı; kimse soyluların keyfi kararlarına mahkûm değildi. Kölelik iddialarıyla insanlar “mal” statüsüne düşürülemez, mülkiyet hakları korunur, sözleşmeler bağlayıcı olurdu.
Modern Dünyada 12 Levha Gerisinde Bir Yaşam
İronik olan, günümüzde bu ilkelerin bile çiğnendiği gerçekliği. İşte birkaç trajikomik örnek:
Hukukun Keyfi Şekilde Çiğnenmesi
12 Levha, “halk tarafından kabul edilmemiş yasa”yı reddederken, bugün hukuk çiğnenebiliyor. Örneğin, 2023’te Myanmar’da askeri cunta, anayasanın öngördüğü prosedürleri ihlal ederek ve kendi yasalarını dayatarak, hukukun üstünlüğünü zayıflattı. Tıpkı Appius Claudius’un mahkemeyi manipüle etmesi gibi, yargıçlar siyasi emirlerle hareket etti.
Mülkiyet Hakkından Yoksun Köleler
Verginia’yı “köle” ilan eden sahte iddialar, bugün modern kölelik olarak karşımıza çıkıyor. Katar’da dünya kupası stadyumlarını inşa eden işçiler, pasaportlarına el konularak fiilen köleleştirildi. 12 Levha’da bile “mülkiyet hakkı” temelken ve “Sözleşmelere ve borçlara herkes uymak zorundadır.” ilkesi varken, bu işçiler sözleşmelerinin korumasından bile yoksun bırakıldılar.
Adalete Erişim: Mahkemeye Gitmeyenler
12 Levha, “mahkemeye çağrılan gitmezse zorla getirilir” der. Ancak Filistin’de İsrail askeri mahkemelerinde duruşmaya çıkarılanların %99’u avukatsız yargılanıyor. Hatta bazıları “düşman yasaları” altında aylarca gözaltında tutuluyor. Bu, Appius’un adaletsiz mahkemesinden farksızdır.
Roma’da “12 Levha Kanunları” pleblerin ve hukukun üstünlüğünün zaferiydi. Ancak bugün Çin’de Uygurlar “eğitim kampları”nda kayboluyor. 12 Levha’da “gece vakti başkasının tarlasında hayvan otlatmak” idam sebebiyken, bugün Rusya’da muhalifler zehirleniyor, balkondan düşüyor veya helikopterleri “kaza” geçiriyor. Devletler hukuku daha ağır şekilde çiğnerken, uluslararası hukuk sessiz kalıyor.
Sonuç: İnsanlık İlerlemez, Geriye de Gidebilir
Verginia’nın kanıyla yazılan 12 Levha, adaletin evrenselliğini hatırlatıyor. Ancak bugün, otoriter rejimlerin yükselişi, dijital gözetim ve hukukun araçsallaştırılması, bizi Roma’nın ilkel adaletsizliğine geri götürüyor. Trajikomik olan ise, bunu teknoloji çağında yaşamamız. Uzaya koloni kurma hayali kuran insanlık, temel haklarını korumak için hâlâ 2500 yıl öncenin mücadelesini vermek zorunda… İnanıyorum ki, insanlık, “lider kültü” yerine çözümlerin ancak objektif ahlak, özgürlük, bilim ve hukukun üstünlüğü ile bulunabileceğini er geç anlayacaktır.