• Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
Haber Oran
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Haber Oran
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Ana Sayfa Köşe Yazıları Avukatın Günlüğü

Altı Kardeş ve Yeniden Buluşan Yürekler

25 Ekim 2025
in Avukatın Günlüğü
0
0
PAYLAŞIM
1.9k
GÖRÜNTÜLENME
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Altı kardeşti onlar. Biri Ankara’da, beşi Fransa’da yaşıyordu. İki erkek, dört kız kardeş… Erkek kardeşlerin ikisi de Fransa’daydı; kız kardeşlerden üçü orada, biri ise Türkiye’deydi.

Türkiye’de yaşayan kız kardeşin eşi —yani bizim kahramanımız— kısa süre önce emekli olmuştu. Emekliliğinden birkaç yıl önce, bir dostumun yönlendirmesiyle tanışmıştık. Saygısı, tevazusu ve dualarındaki samimiyetiyle insanın yüreğine dokunan biriydi.

Bir gün elinde kalınca bir dosyayla geldi. Yıllardır süren bir davası vardı. Üç kez Yargıtay’a gitmiş, son aşamada karar düzeltme safhasına gelmişti. Dosyaya hâkimdi, hakkı da vardı; fakat bir türlü anlatamadığından yakınıyordu.

Dosyayı dikkatle inceledim. Gerçekten dinleyen, adalet duygusu güçlü bir hâkime denk gelse sonuç alınabilecek bir davaydı. Ondan temyiz ve karar düzeltme dilekçelerini getirmesini istedim. İkisi de neredeyse aynıydı —virgülüne kadar. Kendisine, bu dilekçeyle sonucun değişmeyeceğini söyledim. Hukuken sağlam bir noktası vardı, kazanabilirdi; ancak bunun için dosyayı anlayan, vicdanı güçlü bir hâkime ihtiyaç vardı. Durumu anlattım, o da avukatına durumu açık yüreklilikle izah edip vekaletini sonlandırdı. Bir umutla yeniden denedik ama ne yazık ki anlayan çıkmadı; hakkı olduğu halde davayı kaybetti.

Bu, bizim ilk tanışmamızdı.

İkinci gelişinde ise bambaşka bir meseleyle geldi. Bu kez konu, Fransa’da yaşayan kardeşlerle aralarındaki miras paylaşımı ve taşınmaz anlaşmazlıklarıydı. Köydeki ev, babadan kalan mallar, bir otomobil… ve asıl mesele: Ankara’daki arsa.

Bu arsa altı kardeşin ortak malıydı ve yıllar önce bir müteahhitle kat karşılığı sözleşme yapılmıştı. Fakat kardeşler arasındaki kırgınlıklar nedeniyle sözleşmeler farklı zamanlarda, farklı gruplar hâlinde imzalanmıştı.

Dört kardeş birlikte hareket ederek yaptıkları sözleşmede 2. ve 3. kattaki dairelerin kendilerine ait olacağını yazmışlardı. Türkiye’deki kardeş ile Fransa’daki bir kız kardeş ise başka bir sözleşmeyle 1. kattaki daireye ortak olacaklardı. Toplamda altı kardeşe üç daire düşüyordu.

Bina tamamlanıp iskân alınınca, 1. kattaki daireyi kahramanımızın eşi ve ablası kiraya verdi; diğer daireler boş kaldı. Fakat tapular düzenlenirken müteahhit, işi kolayına getirip tüm daireleri altı kardeşin tamamı adına ortak yazmıştı. İşte kıyamet de buradan koptu.

Dedikodular büyüdü, ilişkiler gerildi. En büyük erkek kardeş ile en küçük kız kardeş karşı cepheye geçti. O sırada kahramanımıza, “2. ve 3. kattaki daireleri bedelsiz devretmelerini, 1. katı da eşiniz ve ablanıza bırakmalarını bildiren bir ihtar gönderin,” dedim. Ancak yurt dışına resmî ihtar çekmek zahmetli olacağından, bir WhatsApp grubu kurup mesajla bildirmelerini tavsiye ettim. Grup kurulur kurulmaz mesaj gönderildi, fakat büyük ağabey hemen gruptan çıktı.

Kısa süre sonra Fransa’daki büyük abi ile küçük kardeş, tüm daireler için “ortaklığın giderilmesi” ve kahramanımızın eşine “el atmanın önlenmesi, ecrimisil” davası açtılar. Türkiye’deki kardeş ile Fransa’daki bir abla ise kendilerine ayrılan 1. kattaki daire için diğer paydaşların paylarının kendi adlarına tescilini istediler. Ortada kalan iki kardeş, Türkiye’deki kardeş ve ablasına hak vererek davayı kabul ettiler; onlardan vekalet ücreti ve masraf talep edilmedi.

Ne var ki mahkemeleri ikna etmek kolay değildi. Bir duruşmada, yurt dışındaki küçük kız kardeşin eşi tanık olarak dinlenmek istendi. Oysa yazılı sözleşmeye karşı tanık dinlenemezdi. Bu usulsüzlüğe kararlılıkla itiraz edildi. Gerekçeli dilekçelerle mahkeme adeta bilgi yağmuruna tutuldu. “Böyle bir uygulama, hukuk tarihine kara leke olur,” denildi. Sonunda hâkim geri adım attı, tanık dinlenmedi, -tanık dinlenmesi demek davanın en az bir yıl uzaması aynı zamanda kafa karışıklığı demekti- ve dava lehlerine sonuçlandı.

Bu sırada Fransa’daki büyük abi sonucu duyunca iletişime geçti. Sabırla her şey anlatıldı, nasıl bir yol izleneceği netleştirildi. Yapılan görüşmeler sonunda iki dairenin paylaşımı konusunda mutabakat sağlandı.

Büyük abi anlayışla yaklaştı; yüksek vekalet ücretini ödeyerek diğer davalardan feragat etti ve diğer davalar için giderler ödemedi, anlaşma üzerine davalardan feragat edilince de Fransa’daki abi ve küçük kardeş ödemeleri gereken büyük miktardaki harçlardan da kurtuldular. Küçük kardeş ise ödeyeceği miktarı duyunca öfkelendi, ağladı, hatta dışarı çıkan kahramanımıza ağır sözler söyledi. Ortam gerilse de sükûnet çağrısı yapıldı. Kahramanımızın da sert bir sözü üzerine, davranışının yakışmadığı kendisine nazikçe ifade edildi.

Sonunda vekaletler alındı, uzlaşma zemini kuruldu. Taraflar anlaşma metnini imzaladı, ödemeler yapıldı ve tapular düzenlendi. Araba satıldı, evler makul koşullarla kahramanımız tarafından satın alındı. En önemlisi de… kardeşler yıllar sonra yeniden aynı sofrada oturabildi.

Küçük kardeş bir akşam kahramanımızın evinde kalırken duygulanıp şöyle dedi:
“Biz niçin yıllarca küs kalmışız? Belki para verdim ama, verdiğim insana değdi. Hiç pişman değilim.”

O an anlaşıldı ki mesele aslında miras değil, iletişimsizlikti. Önyargı ve kırgınlık yıllarca süren kavgaları büyütmüş, ama samimiyet, sabır ve anlayış her şeyi çözmüştü.

Ve sonunda, kardeşler arasındaki en büyük kazanım ne evlerdi ne arabalar…
Birbirlerine yeniden gülümseyebilmeleriydi.

Etiket: adaletaffetmekailebarışbirlikempatigerçek zenginlikhak ve adalethayat dersiiletişiminsan ilişkileriinsanlıkkalpten bağlarkardeşlikmirassabırsevgiuzlaşmavefa
  • Popüler
  • Yorumlar
  • En Yeni

Yarısı doldurulmuş bir bardağın ne kadarı boştur?

23 Mayıs 2020

ODTÜ’de okuyorum diyen biri nerede okuyor olabilir?

15 Aralık 2019

Bugs Bunny’nin rakiplerinden kırmızı saç, sakal ve bıyıklara sahip, çabuk sinirlenen, maden arayıcısı, haydut ve kovboyun adı nedir?

20 Şubat 2017

Daireye üst kattan veya çatıdan su sızarsa, ya da yağmur suyu basarsa ne yapılmalıdır?

27 Eylül 2018

Mirasçılık Belgesi almak için mirasçı olmaya gerek yok!

0

Brezilyalı Futbol Efsanesi Pele Hayatını Kaybetti

0

2023 Yılı Asgari Ücret 8500 TL Oldu

0

Volvo Yedek Parça Ankara İçinde Nereden Alınır?

0

DİKİZ AYNASINA BAKMA!

31 Ağustos 2026

MİLLİYETÇİLİK: AİDİYETİN ASİL HÂLİ Mİ, ÜSTÜNLÜK İDDİASININ KILIFI MI?

30 Ağustos 2026

Kutsal Değerlerin Gölgesinde Güç, İstismar ve Hukuk

16 Ağustos 2026

NATO’da Silahsızlanma ve Rusya’nın da Dahil Olduğu Yeni Bir Güvenlik Mimarisi Mümkün mü?

18 Temmuz 2026
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.