Genel Af tartışması sürüyor!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazetecilerin af ile ilgili sorularını cevaplandırdı.
Bahçeli’ye şu soru yöneltildi.: “Sayın Cumhurbaşkanı İngiltere’ye giderken ‘af gündemimizde yok’ dedi. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz”.
Bahçeli şöyle yanıtladı: “Biz kendi gündemlerinde olsaydı zaten destek verir, müspet kanaatimizi kendileriyle paylaşırdık. Ancak gündemlerinde olmadığı için bir görüşümüzü, çok ciddi sosyal ve toplumsal boyut kazanmış, ihtiyaç haline gelmiş, kanayan bir yaraya dönüşmüş mühim bir meseleyi milletimizin gündemine taşıdık. Bu konuda da kararlıyız ve sözümüzün ardındayız. 49 yıllık siyasi geçmişi, tecrübe ve geleneği olan MHP’nin çok önemli bir toplumsal yarayla ilgili çözüm önerisini paylaşması son derece doğal, son derece meşru ve elbette de en tabii hakkıdır. Sayın Başbakan ‘teröristlere kesinlikle af yok’ diyor. Biz de bunun aksini söylemiyoruz. Bizim de kastettiğimiz zaten budur. Biz kendi gündemimizi seslendirdiğimiz gibi on binlerce mağdurun, kader kurbanının hakkını da hukukunu da müdafaa edeceğiz, devamlı dillendireceğiz. Allah’ın izniyle affın çıkacağını ümit ediyorum.”
ERDOĞAN İNGİLTERE UÇUŞU ÖNCESİNDE ‘KESİNLİKLE BÖYLE BİR DÜŞÜNCEMİZ YOKTUR’ İFADELERİNİ KULLAMIŞTI..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İngiltere yolculuğuna başlamadan Atatürk Havalimanı’nda, Devlet Bahçeli’nin ‘af’ çıkışıyla ilgili soruya yanıtlayan Erdoğan ‘Bizim şu anda böyle bir düşüncemiz kesinlikle yoktur.’ demişti..
Öncesinde ise, “Genel af konusu artık seçim öncesinde Türkiye’nin gündemine girdi” şeklinde yazmıştık. “Önce Devlet Bahçeli, ardından başbakan Binali Yıldırım’ın açıklaması, çok yakında konunun meclis gündemine geleceğini işaret ediyor”. yazmıştık
“Siyasi aktörlerin açıklamaları ise affın çok geniş kapsamlı olacağı, sadece cinsel nitelikli suçlar ile Anayasal düzene karşı işlenen suçların, bu cümleden olarak terör suçlarnın af kapsamı dışında kalacağını düşündürüyor”. ifadesini kullanmıştık.
Kulislerde şöyle konuşmaların olduğu sızan bilgiler arasında, her hususta Sayın Bahçeli’nin iktidarın geri plandaki planını uyguladığı izlenimi var. Bahçeli bu izlenimi ortadan kaldırmak için, hükümet kanadınca kabul edilmeyecek bir teklif ileri sürerek ve reddedilmesi durumunda ise kamuoyuna “biz bağımsız hareket ediyoruz “izlenimini verecek!
Af konusundaki önceki haberlerimiz:
Geçtiğimiz aylarda CNN Türk’te yayınlanan Hakan Çelik’in sunduğu Hafta Sonu programına katılan Abdulhamit Gül şunları söylemişti:
“Bizim cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayılarının artmasının temel nedeni, AK Parti hükümetlerinin öncesinde aflar ve bir takım uygulamalar nedeniyle farklı infazlar vardı. Daha önce bir cezanın infazıyla ilgili, 2005’ten sonra AK Parti hükümeti, daha önce yüzde 40’ını yatınca çıkabiliyordu, bu yüzde 66’ya çıkarıldı. Dolayısıyla bunun getirmiş olduğu, iki cezalar çok artırıldı. Vatandaşımızın malına, canına, hayat hakkına kim kastediyorsa cezaların artırılması, uyuşturucu, hırsızlık gibi vatandaşımızı mahallede hangi konu rahatsız ediyorsa, bunlara tahammül gösterilmiyor. Bunlardan dolayı cezaevlerinde bir artış var. Hükümetimizin gündeminde her hangi bir şekilde af bulunmamaktadır.”
Bu nedenle af bekleyenler bir kez daha hayal kırıklığına uğradılar. Ama, buna rağmen beklentiler kadaer kurbanları ve yakınlarında sürüyor.
ÖNCEKİ HABERLERİMİZİ DE AŞAĞIYA ALIYORUZ:
GENEL AF ÖZLEMİ,

Kader mahkumları idrak edeceğimiz Kurban Bayramı’nı evlerinde geçirmek istiyorlardı. Aslında bunu kader mahkumları af bekliyor şeklinde açıklamakta bir açıdan yanlış. Şöyle demek daha uygun, istisnasız tüm mahkumlar, mahkumların anneleri, babaları, varsa eşleri, çocukları, kardeşleri, tüm akraba ve dostları af istiyorlar. Hatta af ile birlikte modern hukukta temel hedef, suçlunun topluma yeniden kazandırılması olduğundan, af ile birlikte yapılacak geniş düzenleme ile tekrar suç işlenmesinin de önlenmesi, üretime katkının da sağlanması mümkün olabileceği ifade edilmekteydi.
Bunun yanında elbette en önemlisi mahkumların özgürlüğüne kavuşması, eşine, annesine, babasına, çocuklarına kavuşması isteniyordu. Çokca dillendirilen ise empati idi. Yani, herkesin kendisini bir mahkumun yerine koyması, bir an için mahkum olduğunu düşünmesi. Bu af konusunda karar vermeyi daha da hızlandıracak bir durumdu. Ama, kurban bayramına af yetişmedi.
Artık beklenti. TBMM’nin yeni döneminde konunun değerlendirilmesine geliyor. Bu da bir ayın biraz üzerinde mahkumların sabretmesi anlamına geliyor.
23 Temmuz’da Akit gazetesinde şöyle bir haber çıkmıştı: Almanya – Türkiye ilişkilerini yakından takip eden Heinrich Böll Vakfı’nın Türkiye Temsilcisi Kristian Brakel, geniş çaplı büyük bir af çıkarılacağını iddia etti. Bakel, Türkiye’de son dönemde yaşanan tutuklamalar için “Bu sürdürülebilir değil. Bir aşamada geniş çaplı aflar ilan edilecek, insanlar hapislerden çıkartılacaktır. Ama anlaşılan bu biraz daha vakit alacak” dedi.
DW Türkçe’ye konuşan Brakel’in açıklamalarının detayları şu şekilde:
“Deniz Yücel ve diğer tutuklu Alman vatandaşları serbest bırakılmalı. Ya da gerçekten haklarında ciddi, hukuki dayanağı olan suçlamalar varsa da, derhal bir iddianame ortaya konmalı ve hukuk devleti ilkeleri uyarınca adil bir yargılama süreci başlamalı. Suçlu bulunmamaları halinde serbest bırakılmalı ve ülkeden ayrılmalarına izin verilmeli. İşte bu adımlar iklimi değiştirilebilir. İlk adım olarak Deniz Yücel için bir duruşma tarihinin belirlenmesi çok önemli olurdu. Bu küçük adım birçok şeyi değiştirebilir. İnsan hakları aktivistlerinin serbest bırakılması da çok net bir mesaj verir.
“İNSANLAR HAPİSLERDEN ÇIKARTILACAKTIR”
Bu sürdürülebilir değil. Bir aşamada geniş çaplı aflar ilan edilecek, insanlar hapislerden çıkartılacaktır. Ama anlaşılan bu biraz daha vakit alacak. Kanımca Türk liderliği o kadar büyük bir endişe içerisinde ki korkuları onları her türlü komplo teorisine inanmaya yöneltiyor. Dünyaya baktığımızda diktatörlükle yönetilen ülkelerde korku ile hareket edildiğini görüyoruz ama bu toplumdaki kutuplaşmayı keskinleştiriyor, şiddete eğilimini tetikliyor ve bütün bunlar Türklerin yaşamak istemedikleri şeyler.”
Bu açıklama kamuoyundaki af beklentilerini tetiklemiş, gündem olmasını da sağlamıştı. Fakat yeterince üzerinde durulmadı. Kaldı ki, bir Alman vakfının görüşü ve düşüncesinden daha çok ve elbette Türk halkının, milletinin görüş ve düşüncesi daha da önemli olmak durumundaydı. Kamuoyu da madem bu beklenti içinde ise, halkın temsilcileri bu doğrultuda icraat yapmalılardı…
Ancak, TBMM Meclisi gündeminde Genel Af konusu yok. Bakanlığa Abdulhamit Gül’ün atanması af konusunda bir ümit oldu diyenler var. Af çıkar mı, af çıkmaz mı, affın kapsamı ne olmalı, af kimleri kapsamalı, hangi suçlar af kapsamında olmalı, af hakkında son dakika haberleri, 21 ağustos günü itibarı ile af, tüm kader mahkumlarının araştırma konuları arasında…Hatta önümüzdeki kurban bayramına kadar af çıkmasını bekleyenler, ısrarla 7 yıllık bir genel af ve üç yıllıkta denetimli serbestlik bekliyorlardı.
Daha önce “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ” kanun vergi affını kapsasa da Genel Af yer almamıştı…. Kamuoyunun beklentisi görüşülecek teklifte mahkumlara af konusunun da olması idi. Çok geniş kapsamlı teklifte af konusu yer almadı. Bu teklif ile kamu alacakları yapılandırılırken, vatandaşa çok büyük kolaylıklar getiriliyor. Halk dilinde buna da af,vergi affı,ceza affı gibi tabirler kullanıyor. Bu türden genel af gibi, vergi affı gibi,yapılandırma gibi açıklamalar ise kader kurbanı ve yakınlarını ümitlendiriyor. Af bekleyenler çoğunlukla affın da bir yapılandırma ve genel af olarak cezalardan 7 yıl silinerek bir yapılandırmaya gidilmesini istemekteydiler. Ama bugün meclis gündeminde olmadığı gibi, bakanlar kurulu gündeminde de yok. Artık kader kurbanı yakınları önümüzdeki günleri bekleyecekler. Af bekleyenler,empati istiyor. Yöneticilerin kendilerini af bekleyenlerin yerine koymasını istiyorlar.
Bugün gerçekten kamuoyunu en çok meşgul eden, sosyal medyada ve sosyal ortamlarda en çok dile getirilen konu genel af konusudur. Özellikle kader mahkumları aileleri ve çocukları adeta yalvarıyorlar. Cezalardan toplamda 7 yıl indirim yapılması istenyor. Bugün itibarı ile en çok ve ısrarlı ve içten istek olarak Genel Af konusu karşımıza çıkıyor. Affın ise 2017 yılının Agustos ayına kadar işlenen suçları kapsaması isteniyor. Ancak, bugün itibarı ile ne Meclis Gündemi’ne ne de Bakanlar Kurulu gündemine bu konu gelmiş değil. Mecliste Af, Genel Af konusunda bir tasarı ve teklif gelmiş değil. Af’fın, ya da Genel Af’fın torba yasa veya KHK, Kanun Hükmünde Kararname ile çıkarılıp çıkarılamayacağı da tartışmalar arasında. Bilindiği gibi Af, Genel Af, ancak kanunla çıkarılabilmekte. Af, Genel Af, tüzük veya yönetmelikle çıkarılamıyor.Meclis açıldığında gündeme gelmesi çok önemli beklenti durumunda….
Daha Önceki yazımız şöyleydi:
Cezaevinde bulunan hükümlüler ve tutuklular ile tutuklu ve hükümlü yakınları tabiri yerinde ise dört gözle affı bekliyorlar. 2017 yılında çıkması beklenen affın kapsamı ve sınırları ile affın meclis gündemine gelip gelmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Şimdilik sadece söylentiler var. Ancak, çok uzun süredir konuşulan ve gündemde olan affın geniş kapsamlı olacağı tahmin ediliyor.Böylecede çok sayıda mahkumun aftan yararlanacağı aynı şekilde tahmin edilmekte…Eğer af yasası çıkarsa 2017 yılında işlenen suçları kapsaması da tahminler arasında…
Af konusunda bir görüşte cezalarda yapılması gereken beş yıllık indirim. Ama bu da kesin değil.Bu konuda da hükümet kanadından veya meclisten yapılmış bir açıklama bulunmuyor.
Bilindiği gibi infaz yasasında yapılan değişiklik ile mahkumlar lehine çok önemli değişiklik yapılmıştı. Buna göre alınan cezanın yarısı çektiriliyor. Denetim süresi ise iki yıla çıkartılıyordu. Yani şartlı tahliye iki yıla çıkartılmıştı. Bu uygulama ise 1 Temmuz 2016 tarihine kadar işlenmiş suçları kapsıyordu.İkincisi ise infaz rejimine göre cezanın 2/3’üçektirilirken bu da yarıya düşürülmüştü.Yani dört yıl ceza alan hiç ceza evinde kalmadığı gibi, 10 yıl ceza alan da üç yıl yatarak çıkabiliyordu. Ancak bu infaz rejimindeki değiklikti. Af değildi. Şimdi ise beklenilen bir af…
Türkiye’de af konusuna bakarsak,
İlk af, 5 Aralık 1921 yılında ‘Fransızlar tarafından işgal edilen topraklarda işlenen suçlara ilişkin oldu. Türkiye, 7 Ocak 1922’de genel affı tanıdı araştırma raporuna göre; “1923 ve 1924’te af çıkarıldı. 1933 yılında Cumhuriyet’in 10. yılı, 1960 yılında 27 Mayıs İhtilali ve 1974 yılında Cumhuriyet’in 50. yılı nedeniyle yapılan kapsamlı aflarla birlikte tam 10 genel af niteliğinde af ve 4 genel affa ek yasa çıkarıldı.”
2000 ve 2002 yıllarında çıkarılan şartlı salıverme ve cezaların ertelenmesi yasaları da buna eklendiğinde ortalama 6,5 yılda bir genel af çıkarılmış oldu.
TBMM tarihindeki ilk “genel af” 7 Ocak 1922 tarihinde yürürlüğe girdi. Toplam dört maddeden oluşan yasa ile cezalarının üçte ikisini tamamlayan mahkûmların kalan cezaları affedildi.
Cumhuriyet’in kuruluşundan kısa bir müddet sonra 26 Aralık 1923 tarihinde genel af yasası bir kez daha çıkarıldı. Af ile verilen cezaların yarısı affedildi. Yasayla af kapsamına gireceklerin üç ay içinde teslim olmaları istendi.
Cumhuriyet’in kuruluşunun 10’uncu yıl dönümü münasebetiyle birlikte 26 Ekim 1933 tarihinde de bir genel af yasası daha geldi. Bu yasayla 5 yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olanlar hakkında takibat yapılmamasına ve 3 yılı geçenlerin cezasının affına ilişkin düzenlemeler yapıldı.
27 Mayıs 1960 tarihinden sonra, 26 Ekim 1960 tarihinde de başka bir genel af yasası çıkarıldı. Yasayla kusurdan doğan suçlarla üst sınırı 5 yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezalar hakkında takibat yapılmaması hükmü getirildi. Bu yasaya göre; devlet aleyhine, ırza yönelik ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar gibi bazı suçlara verilen cezalar af kapsamı dışında kaldı.
Asıl adı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası:
22 Aralık 2000’de Rahşan Ecevit’in önerisiyle çıkarıldı. Bu yasada, devlete karşı işlenen suçlar dışındaki suçlara ertelendi. Şartlı salıverme getiren yasa, kamuoyunda ‘Rahşan Affı’ olarak biliniyor.
Şu anda ise Cezaevlerinde binlerce hükümlü- mahkûm- af bekliyor. Binlerce mahkûm ailesi de af çıkacağına ümit ediyor. Türkiye cumhuriyeti tarihine bakıldığında bu zamana kadar 100’ün üzerinde af yasası çıkmıştır. Haklı olarak mahkumlar ve ailelerin af ümidi hep güncel kalmıştır. İstatistikler ele alınınca da af beklentisi daha da artıyor…