Hakimler: Adaletin Teminatı mı, Yoksa “Kral” mı?
Türkiye’de yapılan istatistikler, yargıya duyulan güvenin azaldığını gösteriyor. Mahkemelerin durumu, kimi avukatlarca mesleğin yapılamaz hale geldiği şeklinde ifade ediliyor. Davaların uzun sürmesi, uzmanlık gerektirmeyen konularda bile bilirkişilere başvurulması, yüksek dava giderleri ve usule aykırı tavırlar gibi sorunlar, yargının etkinliğinin de sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor.
Yargıya Güvenin Azalması ve Uluslararası Sıralamalar
OECD raporuna göre, Türkiye 38 ülke arasında yargıya güven sıralamasında 36. sırada bulunuyor. Yargıya güven oranları yüzde 33’lere kadar düşmüş durumda. Dünya Adalet Projesi’nin 2022 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde ise Türkiye 140 ülke arasında 116. sırada yer alıyor.
Yargı Bağımsızlığı ve Temel İlkeler
Yargının bağımsızlığı, yargıçların diğer devlet organlarından ayrıcalıklı bir konumda olduğu, başlarına buyruk hareket edecekleri anlamına gelmez. Bağımsızlık, yargıçların baskılara karşı korunması anlamına gelir. Yargının bağımsızlığı, yargıçların yerine getirdikleri toplumsal işlev dolayısıyla, baskılara ve müdahalelere karşı kurumsal ve anayasal olarak korunması, daha etkin, kanunlara uygun, makul sürede en ekonomik, doğru ve adil karar verebilmeleri içindir.
Yargıçların kişisel hukuki sorumluluğu, ceza hukuku, özel hukuk ve disiplin sorumluluğu olarak incelenir, ancak yeterince yerine getirildiğini söylemek mümkün değildir.
Hakimlik Nitelikleri ve Sorumlulukları
Hakimlerin bağımsızlığı, adaletin baskılardan uzak dağıtılması için önemlidir. Hakimlik teminatı, görevlerin güven ve tarafsızlık içinde yerine getirilmesini amaçlar. Hakimlik nitelikleri arasında bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat bulunur. İlave olarak; hakimin empati sahibi olması, sorumluluk duygusunun bulunması, meraklı ve heyecanlı olması, sorun ve çekişme gelince araştırması, okuması ve öğrenmesi şarttır. Bunlar olmadan hakimlik yapılamaz, aksi halde, bu kişilerin hakimlik sınıfından da çıkarılmaları zorunludur.
Sonuç: Yargının Güvenilirliği ve Toplumsal Düzen
Yargının güvenilirliği, hukuk devleti ilkesi yanında ekonomik büyüme açısından da önemlidir. Yargının bağımsızlığı ilkesi, yasama ve yürütme organlarının yargıyı etkilemesine izin veren düzenlemelerden kaçınılmasını gerektirir. Adalet sistemindeki güven krizi, toplumda adaletsizlik duygularını tetikleyerek hukuki güvenliği zayıflatır. Bu durum da netice itibarıyla kamu düzenine güveni sarsar. Bu nedenle, yargının bağımsızlığı ve hakimlerin tarafsızlığı, demokratik bir toplumun temel direklerindendir ve bu prensiplere sadık kalınması yanında; etkin, kanunlara uygun, makul sürede, en ekonomik, doğru ve adil kararlar verilmesi toplumsal düzenin sürdürülebilirliği açısından hayati öneme sahiptir.