Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Kurtulmuş, şunları söyledi:
Norveç’te darbe teşebbüsü olsa, oradakiler Türkiye’ye sığınsa nasıl davranılması isteniyorsa öyle davranılmasını bekliyoruz.
Bunu kabul etmek mümkün değildir, bu yanlıştır. Bu açıkçası, FETÖ denilen bu eşkiya çetesine arka çıkmak, bunları korumaktır. Bunu kabul etmediğimizi ifade etmek istiyoruz. Avrupa ülkelerine sığınan ve belki önümüzdeki dönemde de sığınacak olan birtakım FETÖ’cü eşkiyaların derhal Türkiye’ye iade edilmesi, Türkiye ile bu ülkeler arasındaki dostluk ilişkilerimizin bir gereğidir.
Türkiye’nin meşru seçilmiş hükümetinin üyelerine, milletvekillerine orada konuşma izni vermeyenler, polis gözetiminde, polis kontrolünde PKK’nın Avrupa’da mitingler yapmasına, ‘hayır’ kampanyası yapmasına çok açıktan destek verdi. Bu, anlaşılabilir bir şey değildir.
‘OLOF PALME CİNAYETİNİ UNUTMASINLAR’
Avrupalı dostlarımız şunu akıllarına koysunlar; terör örgütlerinin iyisi kötüsü olmaz. Bu PKK terör örgütü eğer bu kadar çok şımartılır, semirtilir, beslenirse bir gün Avrupalı siyasetçilere de zarar verir. Vermedi mi? Verdi. (İsveçli siyasetçi) Olof Palme cinayetini unutmasınlar. Avrupa’nın en demokrat, en ılımlı siyasetçilerinden birisi olan Palme’yi PKK öldürdü. Yani Avrupa’nın göbeğinde dahi Avrupalı siyasetçilere karşı suikast yapabilecek bir terör örgütünden bahsediyoruz.
‘ARKADAŞLARIMIZ AVRUPA’DA EV TOPLANTILARI YAPIYORLAR’
(AK Parti’nin Avrupa’daki toplantıları) Fiilen arkadaşlarımız gidiyor, orada yine görüşmeler yapılıyor fakat maalesef son salon toplantıları yine iptal edildi. Arkadaşlarımız orada vatandaşlarımızın evlerinde sohbetler yapıyorlar, ev toplantıları yapıyorlar. Yani beklenen o büyük katılımlı, geçen 2014 kampanyasında yaptığımız toplantılar maalesef yapılamıyor.
Avrupa’da Neonazizm’in, aşırı ırkçılığın, neofaşizmin ayak seslerini duyuyoruz, geliyor. Yakın tarihinde hem Hitler hem Mussolini’nin faşizminden çok çekmiş olan bir Avrupa. Avrupa’nın yakın tarihi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasındaki dönem kanlı bir tarih. Bu kanlı tarihin temel sebebi aşırı ırkçılıktır.
‘BİZ OY VERMEYİ YASAKLAYABİLİRİZ’ NOKTASINA GELDİLER’
Şimdi şunu da söylemeye başladılar. ‘Biz oy vermeyi de burada yasaklayabiliriz’ noktasına da geldiler. Bu da bizim vatandaşlarımızın meseleye, ‘evet’e sahip çıktıklarını çok daha net bir şekilde gösteriyor. Bunu diyen bir ülke, o zaman bir adım sonrası kendi vatandaşlarına da oy vermeyi yasaklayacak demektir. Bunun Türkçesi de bir diktatörlüktür. Bunu eğer sineye çekebiliyorlarsa, buyursunlar yasaklasınlar.”
‘İLK HAFTALARDA SEÇMENDE SERİN BİR DURUŞ VARDI’
(Kararsız seçmenlerin durumu) İlk haftalarda biraz meselenin ne getirip ne götüreceği bilinmediği için seçmende serin bir duruş vardı. Çok şükür sahada her gün ‘evet’ tarafının tahkim edildiğini, kararsız olan kitlelerin sistemi anladıkça, detayları öğrendikçe çok ciddi bir şekilde ‘evet’e doğru döndüklerini görüyoruz. Hiçbir sorun olmadığını, yükselen bir şekilde ‘evet’ oylarında toparlanma olduğunu görüyorum.
‘HİÇBİR GÜÇ REFERANDUMU İPTAL EDEMEZ’
Hiçbir güç referandumun iptal edilmesi konusunda başarılı olamaz. Hiçbir gücün buna gücü yetmez.
‘SURİYELİLERİN VATANDAN YAPILMASI KÜLLİYEN YALAN’
Suriyelilerin vatandaş yapılması diye bir şey yoktur. Bu, tamamıyla seçim malzemesi olarak kullanılıyor, ‘3 milyon insana vatandaşlık verilecek’ diye. Bunlar bizim dostlarımız, kardeşlerimizdir. Biz, onların kendi ülkelerinde de sağlık, esenlik, barış içinde yaşayacakları zeminin oluşması için gayret sarf ediyoruz. 3 milyon Suriyelinin vatandaş yapılacağı meselesi külliyen yalandır. Kampanyanın bir malzemesi olarak kullanılıyor. Vatandaşlarımızı tedirgin etmek için kullanılan bir sözdür.
‘SURİYELİLER MESELESİ TÜRKİYE İÇİN SOSYAL BİR PROBLEME DÖNMEDİ’
Biz üç milyondan fazla mülteciyi aldık, vatandaşımız yarım dilim ekmeğini paylaştı. Bu kadar çok mültecinin başka bir ülkeye gelmesi, büyük sosyal olaylara neden olurken çok şükür Türkiye bunu, millet olarak, bir ensar ruhuyla karşıladı. Birtakım sorunlar olabilir ama büyük oranda Suriyeliler meselesi Türkiye için bir sosyal probleme dönmedi. Şimdi bu milletin feraseti, hamiyetperverliğiyle kimse dalga geçmesin.
‘YENİ SİSTEM MUHALEFETE DAHA BÜYÜK İMKAN VERİYOR’
(Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi) Türkiye’debundan sonra yüzde 50 artı bir alan cumhurbaşkanı olacak ve hükümet sistemini kuracak. Dolayısıyla halkla daha iyi ilişkiler kurarak halkın taleplerini, beklentilerini karşılayabilecek ve halkın da seçebileceği siyasi figürleri ortaya çıkarması gerektiğini görüyoruz. Bu aslında muhalefete daha büyük bir imkan veriyor. (Sputnik Türkiye)