İncil’in Matta 7:3 bölümünde geçen şu söz, insanın öz eleştiri yapmadan başkalarını yargılama eğilimini eleştirir: “Kardeşinin gözündeki çöpü görüyorsun da, kendi gözündeki merteği neden fark etmiyorsun?” Bu söz, empati, hoşgörü, öz eleştiri ve alçakgönüllülük öğütleyen evrensel bir ahlak dersidir. Aynı zamanda, mantıksal çıkarımları ve ahlaki sorumluluğu öne çıkaran önemli bir çıkış noktası sunar.
Bu özdeyiş ile “çoğun içinde az da vardır” ilkesi arasında anlamlı bir bağlantı kurulabilir. Çoğun içinde azın kapsanması, bir durumun geneliyle ilgili tüm alt detayların da hesaba katılmasını gerektirir. Aynı şekilde, “mefhumu muhalifinden” hareketle, azı yapamayanın çoğunu yapamayacağı da mantıksal bir gerçekliktir. Kuran-ı Kerim‘in “Anne ve babaya öf bile demeyin” (17:23) buyruğuna bakıldığında, bu buyruğun evleviyetle daha büyük saygısızlık veya şiddet içeren davranışları da yasakladığı açıktır. Bu da bize bireysel sorumluluğun evrensel ahlak ilkeleriyle bağlantısını gösterir.
Öz Eleştirinin Eksikliği: Toplumsal Sorunlara Yansıması
İnsanların kendi kusurlarını fark etmeksizin başkalarını eleştirmesi, sadece bireysel bir ahlak sorunu değil, aynı zamanda toplumsal yapılarda da ciddi sorunlara neden olmaktadır. Türkiye’de yargıya duyulan güvensizlik, iş bulmak için, hastanede tedavi için “adam arama” gereksinimi gibi uygulamalar artık yargıda da “adam veya siyasetçi arama” gerekliliğinin yaygın hale geldiği bir tabloyu ortaya koymaktadır. Adalete güven ciddi şekilde düşmüştür. Davaların makul sürede bitmemesi, kararların gerekçesiz olması, basında yargıdaki yolsuzluk haberlerinin sıklıkla gündeme gelmesi, imzalanan sözleşmeler ve Anayasa hükmü gereği AYM kararlarına ve AİHM kararlarına tam uyulmaması, liyakatin gözetilmemesi ve adrese teslim ilan ve mülakatlar, hukuk devletinden önemli ölçüde uzaklaşma eğilimini göstermektedir.
Bir diğer çarpıcı örnek, Türkiye’deki enflasyon oranlarının farklı kurumlar tarafından büyük tutarsızlıklarla açıklanmasıdır. Ekim 2024 verileri bu durumu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor:
- TÜİK: Yıllık enflasyon %47,09, aylık artış %2,88.
- ENAG: Yıllık enflasyon %86,76, aylık artış %5,57.
- İTO: Yıllık enflasyon %57,99, aylık artış %3,64.
Bu kurumlar arasındaki büyük farklılıklar, toplumda güven bunalımı yaratıyor. Dahası, TÜİK’in 2020 Haziran’ından beri “enflasyon sepeti” verilerini kamuya açıklamaması, şeffaflık ilkesine aykırı bir durumu işaret ediyor.
Evrensel Ahlak ve İçsel Düzeltme Gerekliliği
Tüm bu karmaşada, başkalarının gözlerindeki “çöp” ile meşgul olmadan önce kendi gözümüzdeki “merteği” görmek gerektiği çok açık. Birey olarak kendi özeleştirimizi yapmadan, toplum olarak da çözüm bulamayız. Küçük adaletsizliklerin bile üzerine gitmeden, dünya çapındaki adaletsizliklerle, dış güçlerin manipülasyonlarıyla ya da emperyal güçlerin tahakkümüyle savaşmak “spor ve fantazi” olmaktan öteye geçmeyecektir.
Kur’an ve İncil gibi kutsal metinlerde yer alan bu özdeyişler, aslında bireysel ve toplumsal ahlakı şekillendiren evrensel ilkeleri gösterir. Bizlere düşen, önce kendi hayatımızı ve sorumluluk alanımızı düzeltmek; daha sonra başkalarına dönüp adalet, ahlak ve şeffaflık talep etmektir. Ancak bu şekilde, toplumun tüm bireylerini kapsayan adil ve ahlaki bir düzen kurulabilir.