• Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
Haber Oran
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Haber Oran
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Ana Sayfa Yüksek Yargı Kararları

Yayanın Asli Kusurlu Olduğu Ölümlü Trafik Kazası,

Yayanın Asli Kusurlu Olduğu Ölümlü Trafik Kazası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas: 2010/9-95 Karar: 2010/163 Karar Tarihi: 06.07.2010

19 Mart 2018
in Yüksek Yargı Kararları
0
0
PAYLAŞIM
17
GÖRÜNTÜLENME
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

 

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Esas: 2010/9-95 Karar: 2010/163 Karar Tarihi: 06.07.2010

Her şeyden önce: Hiçbir ceza mahkemesi tıp bilimi haricinde yani hukuk bilgisinin dışına taşacak bilgi haricinde hiçbir bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Ceza hukukunun temel prensibi budur.

Mahkeme hakimi, heyetiyle birlikte olay yerinde bizzat uygulamalı keşif işlemini gerçekleştirmiş, her şeritten ve keşif yapılan saatte sol ve sağ şerit olmak üzere dörderli olmak kaydıyla sekiz ayrı şeritten araçların en az 70 ve üstü kilometre hızlarda gidip geldiği bizzat gözlenmiş ve tespit edilmiştir.

Bilirkişiler tarafından hakimin talimatıyla çekilen fotoğraflar, olay yerine yakın yaya üst geçidinin bulunmasına rağmen yola fırlayan ölenin geçtiği yukarıda tarifi yapılan altı şeritteki tüm araçları trafik kazası tehlikesine soktuktan sonra sanığın önüne aniden çıkması sonucu kazanın meydana geldiği sabittir.

Ceza mahkemeleri kendi bilgi, tecrübe ve hukuk alanına giren konularda hiçbir bilirkişi raporuna bağlı olmayacakları tüm yargı sistemimizde kabul edilmesine rağmen bozma kararının gerekçe gösterilmeden adli tıp raporuna uyulmaması nedeniyle kararın bozulmasına şeklinde hükmedilmesi karar veren mahkemece yasaya uygun görülmemiştir.

Ölen kişi, sekiz şeritte belirtilen şekilde seyretmekte olan tüm araçların bu araçların şoför ve yolcularını tehlikeye uğratmak suretiyle yola girmiş ve bunun sonucunda istenmeyen ölüm olayı meydana gelmiştir.

İddia, savunma, taraflar arasındaki paraya yönelik anlaşma, anlaşmamazlık mahkemenin kararında hiçbir şekilde gözönünde tutacağı bir husus olmamıştır.

Ölenin yakınlarının maddi ve manevi yönden tatmin edilmesi hususu hukuk mahkemelerinde bilindiği üzere her zaman takibi mümkün ve yargılaması yapılabilen bir husus olduğuna göre sanığın bu trafik kazası sonucunda kendisinden beklenen edimleri yerine getirmemesi de bu olayda kusurlu olduğuna bir karine teşkil edemez.

Dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda karar verecek hakimi adeta Adli Tıp Kurumu raporu böyle istiyor ceza vereceksiniz şeklinde bir hukuk mantığıyla karar vermeye yönlendirmenin yasaya uygun olmayacağı düşünülmektedir> gerekçesine dayalı olarak, önceki hükümde direnilmesine ve sanığın meydana gelen sonuç olayda yasal anlamda kusurunun bulunmadığı kabul edilmekle 5271 sayılı CYY’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatına karar verilmiştir. 

Direnme hükmünün katılanlar vekili ile yerel Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istekli 16.04.2010 gün ve 20471 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. 

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan verilen hükme hasren yapılan incelemede:

Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık; sanık R… K…’nun, 14.07.2006 tarihinde kullandığı otomobille çarpmak suretiyle Ö… A…’ın ölümüne neden olduğu olayda, taksirinin bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. 

Dosya incelendiğinde;

14.07.2006 tarihinde düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre; aynı tarihte saat 17.40 sıralarında, gündüzleyin, havanın açık, yerlerin kuru olduğu bir ortamda meydana gelen olayda, sürücü R… K…’nun kullandığı 06 AN 1074 plakalı aracın çarpması sonucu yaya Ö… A…’ın öldüğü,

Sürücünün, tutanağı düzenleyen polis memurlarına; Konya Yolu’nda, Ankara-Konya istikametinde seyrederken, 70 Gün Köprüsü altında soldan sağa geçiş yapan yayanın ayakkabısının çıktığını, onu almak için geri döndüğünde ise, otomobilin sol ön kısmı ile ona çarptığını ve 21 metre sonra durabildiğini söylediği,

Yaya geçidi bulunmayan olay yerinde çarpma noktasının, bölünmüş yolun, Ankara-Konya istikametine giden bölümünün sol tarafında ve orta refüjun hemen yanı olduğu,

Yaya Ö… A…’ın, yaya geçişine müsait olmayan yol bölümünü kullanarak karşıdan karşıya geçiş yapmak istediği sırada çarpmanın meydana geldiği, kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Yasanın 84. maddesi uyarınca, yaya kusurlarından (Kod 4) te yer alan kuralı ihlal ettiği,

Olayın, 14.07.2006 günü saat 18.00 sıralarında ihbar edilmesinin ardından, saat 19.59 da alınan rapora göre; sanık Rıza’nın alkolsüz olduğu, sol elinden basit bir tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaralandığı; olayda yaralanan 1964 doğumlu Ö… A…’ın ise, aynı gün saat 21.45 sıralarında, genel beden travmasına bağlı pelvis kemik kırığı, fibia kırığı ve vertebra kırığı ile karakterli beyin kontüzyonu ve toraks içi akciğer kontüzyonu sonucu öldüğü, 

Kusurun belirlenmesi için, Cumhuriyet savcısı tarafından bilirkişi olarak atanan Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyetinden emekli İlhan Parmaksız’ın, dosya üzerinde yaptığı inceleme sonunda 19.07.2006 tarihinde hazırladığı raporda; olayın meskun mahalde, orta refüj ile bölünmüş, 16 metre genişliğinde tek şeritli, çok yönlü asfalt kaplamalı yolda meydana geldiğini, o sırada yolun kuru, görüşün açık olduğunu, çarpan araca ait 7 metrelik belirgin fren izinin bulunduğunu, aracın çarpma noktasından 21 metre ileride orta refuje 0.60 metre mesafede durabildiğini, trafik kazası tespit tutanağına göre hız limitinin aşılmadığını belirttikten sonra; olayda, sürücü R… K…’nun, 16 metre genişliğindeki yolun sol şeridini takiben seyri esnasında yolun solundan orta refüj üzerinden ani olarak aracının seyir şeridine çıkan yayanın bu hareketinin sürücünün fren intikal süresi içinde meydana gelmiş olması nedeniyle kusursuz olduğunu, maktulün ise ilk geçiş hakkını araçlara vermeden aniden sürücünün seyir şeridine çıkmış olması nedeniyle tamamen kusurlu olduğunu kanaat olarak bildirdiği, 

Mahkemece 13.11.2006 tarihinde olay yerinde yapılan keşfe katılan Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Şubesinden üç makine mühendisi tarafından verilen raporda; 

Olay yerinin yerleşim birimi içi, bölünmüş karayolu olan Konya Yolu olduğu, taşıt yolunun 16 metre genişlikte, tek yönlü, 4 şeritli, en sağda emniyet şeridi bulunan asfalt kaplamalı, düz ve gidiş istikametinde yüzde 1 çıkış eğimli olduğunun görüldüğü,

Olay yerinde yaya geçidi, okul geçidi ve kavşak bulunmadığı,

Olay yerinin üstünden geçen Ç… E… Bulvarı üst geçidinin mevcut olduğu, üst geçidin her iki yanında yaya yolunun bulunmasına rağmen, köprü altından yayaların köprü üstüne çıkmasını sağlayacak merdiven veya asansör sistemi bulunmadığı, yayaların buradan yararlanabilmek için Balgat Semti yönünde 100 metre geri gitmelerinin gerektiği,

Olay vaktinin gündüz, havanın açık ve yol yüzeyinin kuru, trafik yoğunluğunun fazla olduğu, görüşe engel cisim bulunmadığı,

Sürücünün Ankara-Konya istikametinde, köprünün ikinci ayağının hizasına geldiği sırada yola çıkan yayaya sol ön tarafı ile çarptığı, 21 metre sonra durduğu, 

Saptamalarına yer verildikten sonra;

Olayın, taşıt yolunun karşısına geçmek isteyen yayanın, kurallara aykırı davranışı nedeniyle meydana gelmiş bir trafik kazası olduğu, bu olayda yaya Ö…’ün, taşıt yolunun karşısına geçmek için 2918 sayılı Yasanın 68/b maddesine uyması, yaya geçidi, okul geçidi ve kavşak giriş çıkışı olmayan yerden karşıya geçişe başlamadan önce yoldan geçen taşıt trafiğini kontrol etmesi, trafiği tehlikeye atmaması ve güvenli geçiş yapabileceğinden emin olmadan taşıt yoluna girmemesi, yaklaşık 100 metre gerisinde bulunan köprü çıkışına kadar yürümesi ve köprünün üstündeki yaya yolundan güvenli bir şekilde geçmesi zorunlu olmasına rağmen, sadece gidişe ayrılmış kısmının 16 metre genişlikte olduğu, tek yönlü, 4-5 şerit halinde hızla akan trafiğin arasından karşıya geçmek istediği ve taşıt yolundan geçen araçların hız ve mesafelerini dikkate almadan kontrolsüz ve tedbirsiz bir şekilde taşıt yoluna girdiği için olayda asli kusurlu olduğu, 

Sanığın ise, olay yerinde 21 metre fren izi ile durabilmesinden olay öncesi hızının 57 km olduğunun anlaşılması, aniden önüne çıkan yayayı gördüğünde aralarında 10 metreden az mesafe olması, aracın 50 km hızla gitse dahi durabilmesi için en az 27 metre mesafe bulunmasının gerekmesi, dolayısıyla 57 km hızla gidiyor olmasının olayda etkisinin bulunmaması nedeniyle kusursuz olduğu,

Görüşünün bildirildiği;

Buna karşılık; Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 14.11.2006 gün ve 3123 sayı ile düzenlenen raporda; trafik kazası tespit tutanağındaki tespitlere iştirak edildiği ancak kusurla ilgili olarak diğer bilirkişilerce verilen raporlara iştirak edilmediği belirtildikten sonra;

Sürücü R… K…’nun sevk ve idaresindeki otomobil ile tek yönlü bölünmüş yolda meskun mahalde sol şeritte seyri sırasında olay mahalli 70 Gün Köprüsü altına geldiğinde aracının sol ön kısmı ile gidiş istikametine göre sol tarafından orta refüj kısmından yolun karşı tarafına karşıdan karşıya geçmek için yola giren yaya Ö… A…’a çarpması neticesi yayanın ölümüyle sonuçlanan olayda, yolun sol tarafından yola giren yayaya uyarmak bakımından ikazda bulunmadığı, tespit tutanağındaki krokiden de anlaşılmakla çarpma öncesi fren tatbik etmediği, mahal şartlarına uygun hızla seyretmediği anlaşıldığından 2918 sayılı Yasanın 52/1-b ve Yönetmeliğin 144/b-1 maddeleri uyarınca kusurlu olduğu,

Yaya Ö… A…’ın ise, 2918 sayılı Yasanın 68/1-b-3 maddesi uyarınca 1. derecede kusurlu olduğu,

Tespit ve kanaatine yer verildiği, 

1953 doğumlu olan sanığın sabıkasının bulunmadığı; 

Sanık R… K…’nun, kolluktaki 15.07.2006 tarihli savunmasında; derken, sulh ceza mahkemesi hakimi önündeki aynı tarihli (avukatlı) sorgusunda, aynı şeyleri tekrar ettikten sonra; <ölen şahıs ayakkabısını tam olarak giymemiş, tabanına basmıştı. Önüme çıkınca ayakkabısının birisi çıkmış gibi oldu, biraz durakladı, sanırım panikledi, o anda her şey oldu, ani gelişti, şahsın geçiş yaptığı yerde yaya geçidi yoktur, yol 5 şeritli olup tüm şeritler dolu idi, fazla hız yapma imkanım da yoktu, köprünün üzerinde yayalar için geçiş yolu olduğu halde şahıs bu geçişi kullanmamıştır> dediği, Cumhuriyet savcısı huzurundaki 14.08.2006 tarihli (avukatlı) savunmasında da, aynı savunmayı tekrarla, şahsın yola çıktığı yerde bir de köprünün sütunu vardı, onun arkasından fırladı, şeklinde ilavede bulunduktan sonra mahkemedeki 17.10.2006 tarihli savunmasında da aynı şekilde beyanla, hızının 45-50 km civarında olduğunu, zaten yolun dolu olması nedeniyle daha hızlı gidemeyeceğini belirtip, mahkemece yapılan 13.11.2006 tarihli keşifte de, aynı beyanları tekrar ettiği,

Tanık M… A…’in, kolluktaki 14.07.2006 tarihli ifadesinde; derken, mahkemedeki 17.10.2006 tarihli ifadesinde; dediği, ölen kişinin yola koşarak mı, yürüyerek mi geçtiğinin sorulması üzerine bunu bilmediğini söylediği, mahkemece yapılan 13.11.2006 tarihli keşifte de, aynı beyanı tekrar ederek, kendi hızının 60-65 km olduğunu belirttiği,

Aynı zamanda olayın görgü tanığı olan sanığın eşi M… K…’nun, kolluktaki 14.07.2006 tarihli ifadesinde; şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemece yapılan 13.11.2006 tarihli keşifte de benzer beyanı tekrar ettiği, kendisine sorulması üzerine ise çarpmadan önce bir ayakkabı vardı şeklinde anlatımda bulunduğu, 

Tanık D… K…’ın ise, mahkemece yapılan 13.11.2006 tarihli keşifte; dediği, sorulması üzerine, yolda ayakkabı görmediğini ifade ettiği, 

Anlaşılmıştır.

Olayda sanığın taksirinin bulunup bulunmadığı konusuna gelince: 

5237 sayılı Yasanın 21/1. maddesine göre, Bununla birlikte, 22/1. madde uyarınca, kanunda açıkça belirtildiği hallerde taksirle işlenen fiiller de cezalandırılabilir. Ayrıca, 22. maddenin 2. fıkrasında; , aynı maddenin 4. fıkrasında ise, hükümlerine yer verilmiştir.

5271 sayılı CYY’nın 223. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde de; halinde beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Taksirle öldürme suçu, 5237 sayılı TCY’nın 85. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kendi kullandığı otomobille, Ankara-Konya istikametinde, çok şeritli ve olay saatinde oldukça kalabalık olan yolda, yasal hız limitine yakın bir süratte seyreden sanığın, köprü altında bulunan kolonların ardından yola giren maktule çarparak ölümüne neden olduğu somut olayda; ölüm neticesinin öngörülmeyerek gerçekleştiği ve sanığın ancak taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulabileceği hususunda kuşku ve uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Sorun; sanığın, taksirli suçtan sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan kusurlu davranışı yapıp yapmadığı, başka bir deyişle de taksirinin bulunup bulunmadığı noktasında düğümlenmektedir.

Kusurun belirlenmesine yönelik olarak verilen raporlar incelendiğinde;

Trafik kazası tespit tutanağında, 2918 sayılı Yasanın 84. maddesi (kod 4) te yer alan yaya kusurlarını işleyen maktulün olayda kusurluğu olduğunun, 

Cumhuriyet savcısı tarafından bilirkişi olarak atanan Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyetinden emekli İlhan Parmaksız’ın raporunda, sanık tarafından hız limitinin aşılmadığının, ani olarak aracın seyir şeridine çıkan yayanın bu hareketinin sürücünün fren intikal süresi içinde meydana gelmiş olması nedeniyle sürücünün olayda kusurunun bulunmadığının, 

Mahkemece gerçekleştirilen keşif sonunda keşfe katılan Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Şubesinden üç makine mühendisinin verdiği raporda; aracın belirlenebilen hızının yaklaşık 57 km olduğunun, aniden önüne çıkan yayayı gördüğünde aralarında 10 metreden az mesafe bulunduğunun, aracın yasal limit olan 50 km hızla gitmesi halinde bile en az 27 metre sonra durabileceğinin, dolayısıyla 57 km hızla gidiyor olmasının sonuç üzerinde etkisinin bulunmadığının, bu nedenle sanığın kusursuz olduğunun, 

Belirtildiği görülmektedir.

Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesince dosya üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen raporda ise; kanaati bildirilmiştir. 

Sanık savunmasında, hızlı gitmediğini, maktulün birden önüne fırladığını, ayakkabısı ayağından çıkmış gibi olduğunu ve olayı engellemek için bir şey yapmaya fırsatının kalmadığını dile getirmiş, tanıklar da sanık savunmasını doğrulayarak, olay günü yolda olağan dışı bir kalabalık bulunduğunu özellikle vurgulamışlardır.

Buna göre, yerel mahkemece soruşturma aşamasında alınan raporla, yapılan keşif sonunda düzenlenen rapora itibar edilmek ve dosyadaki tüm deliller keşifte yapılan gözlemle birlikte değerlendirilmek suretiyle, sanığın taksirinin bulunmadığı sonucuna varılmış, Özel Dairece ise Adli Tıp Kurumu Şubesi’nden alınan raporun dosya kapsamıyla uyumlu olduğundan bahisle, bu rapora dayalı olarak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği yönünde hüküm bozulmuştur. Yerel mahkemece bu karara karşı direnilmiştir.

Şu durumda; dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülen Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü raporunda da belirtildiği üzere, maktulün asli kusurlu olduğu olayda; trafiğin mevcut koşullarına göre gerekli tedbirleri almayarak, hızını yol durumuna göre ayarlamadığı, ayağından ayakkabısının çıktığını algılayabilecek kadar bir zaman diliminde görme şansına sahip olduğu ve bu anlamda önüne aniden fırladığı söylenemeyecek olan maktulü korna çalarak uyarmadığı gibi, ona çarpmamak için fren dahi tatbik etmediği anlaşılan sanığın da tali derecede kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekir.

Bu itibarla, katılanlar vekilleri ile yerel Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, yerel mahkeme direnme hükmü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak bozulmalıdır. 

Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Genel Kurul Üyesi ise; yönünde karşıoy kullanmışlardır.

Etiket: 2918 sayılı Yasanın 84. maddesiadli tıp kurumu raporuberaatbilirkişi raporufölümraporlar arasında çelişkisürücünün kusursuz olmasıtaksirle bir kişinin ölümüne neden olmaktrafik kazasıyayayayanın asli kusurlu olması
  • Popüler
  • Yorumlar
  • En Yeni

Yarısı doldurulmuş bir bardağın ne kadarı boştur?

23 Mayıs 2020

ODTÜ’de okuyorum diyen biri nerede okuyor olabilir?

15 Aralık 2019

Bugs Bunny’nin rakiplerinden kırmızı saç, sakal ve bıyıklara sahip, çabuk sinirlenen, maden arayıcısı, haydut ve kovboyun adı nedir?

20 Şubat 2017

Daireye üst kattan veya çatıdan su sızarsa, ya da yağmur suyu basarsa ne yapılmalıdır?

27 Eylül 2018

Mirasçılık Belgesi almak için mirasçı olmaya gerek yok!

0

Brezilyalı Futbol Efsanesi Pele Hayatını Kaybetti

0

2023 Yılı Asgari Ücret 8500 TL Oldu

0

Volvo Yedek Parça Ankara İçinde Nereden Alınır?

0

DİKİZ AYNASINA BAKMA!

31 Ağustos 2026

MİLLİYETÇİLİK: AİDİYETİN ASİL HÂLİ Mİ, ÜSTÜNLÜK İDDİASININ KILIFI MI?

30 Ağustos 2026

Kutsal Değerlerin Gölgesinde Güç, İstismar ve Hukuk

16 Ağustos 2026

NATO’da Silahsızlanma ve Rusya’nın da Dahil Olduğu Yeni Bir Güvenlik Mimarisi Mümkün mü?

18 Temmuz 2026
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • ANA SAYFA
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Hukuk
    • Hukuk Haberleri
    • Hukuk Sözlüğü
  • Köşe Yazıları
    • Avukatın Günlüğü
    • H.Erdal DEMİR
    • Ekonomik Bakış
    • GÖKYÜZÜ PUSULASI – ASTROLOJİK ÖNGÖRÜLER
  • Sağlık
  • Sanat
  • Soru-Cevap
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yayın Akışları

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.