Erdoğan, “Keşke cumhurbaşkanlığı sistemine rahmetli Özal’ın bu meseleyi gündeme getirdiği, bizlerin gençliği dönemine denk gelen 1990’lı yılların başında geçseydik. O zaman Türkiye, belki 1990’lar boyunca yaşadığı sıkıntılara, krizlere, acılara maruz kalmayacaktı” dedi.
Konuşmasında 16 Nisan’da yapılacak referandumda Elazığ’dan rekor düzeyde bir destek beklediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hz. Ali, ‘Kişi, bilmediğinin düşmanıdır’ diyor. Bugün anayasa değişikliğine, Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkanların bir kısmı, bunu meselenin artısını eksisini bilmedikleri için yapıyor. Bir kısmı da her şeyin farkında oldukları halde bu sistem, kendi çıkarlarını bozacağı, foyalarını ortaya çıkaracağı için karşı çıkıyor. Kendi menfaatini ülkesinin ve milletinin maslahatının önünde tutanlara diyecek bir şeyimiz yok. Onları milletimize havale ediyoruz. Ama cumhurbaşkanlığı sistemini bilmedikleri için meseleye soğuk yaklaşanlara, işin aslını astarını anlatmak, hepimizin boynunun borcudur” dedi.
Türkiye’de rejimin değişmediğini belirten Erdoğan şunları söyledi:
“Değişen sadece yönetim sistemidir. 1923’te ilan edilen cumhuriyetimizi inşallah ilelebet yaşatacağız. Yönetim sistemi tartışmalarımızın tarihi, cumhuriyetimizden eskidir. Meclis, Başbakan, Bakanlar Kurulu ve daha pek çok kurumumuz farklı isimlerle, Cumhuriyet öncesinde de mevcuttu. Birileri doğruyla yanlışı birbirine katarak, sapla samanı karıştırarak, milletimizin kafasını bulandırmaya çalışıyor. Çünkü onların kafaları da karışık. Şu anda yapılan iş; yasama, yürütme ve yargı arasındaki ilişkileri yeniden düzenlemekten ibarettir. Bu organların hiçbiri ortadan kalkmıyor. Parlamento yine yerinde. Hiçbiri, diğerine bağlanmıyor. Sadece görev tanımları yeniden yapılıyor. Türkiye, yıllardır aradığı münasip yönetim sistemine şimdi, nihayet kavuşuyor. Bu sistemin adı, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi. Yeni sistemde yürütme doğrudan millet tarafından seçilen, sorumluluğu da millete karşı olan cumhurbaşkanına veriliyor. Cumhurbaşkanı’nı getirir, Cumhurbaşkanı’nı götürür. Seçimlerde 5 yıl süreyle görev verilen Cumhurbaşkanı, milletten başka kimseye hesap vermeden anayasa çerçevesinde vazifesini yerine getirecektir. Bu, ülkenin istikrar ve güven ortamının 5 yıl süreyle garanti altına alınması anlamına geliyor. Sürekli seçimlerin yapıldığı veya konuşulduğu dönem sona erecek.”
Yeni sistemde Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın gücünün aynı kişide birleştiği için çekişme, çatışma, kavga, dövüş diye bir sorun çıkmayacağını ifade eden Erdoğan,”Bu ülkede Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’a Anayasa kitapçığını fırlattığını gördük mü? Dünyada böyle çirkinlik olur mu? Bunu bile yaşattılar bize. Şimdi biz bunu da kaldırıyoruz. Tek kişide bu gücü topluyoruz. Böylece, ‘Kitapçıkları fırlat’ böyle bir şey olmayacak. Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı, vatana ihanet dışında hiçbir şeyle suçlanamıyor, yargılanamıyor. Yeni sistemde bu sıkıntıyı da aşıyoruz. Cumhurbaşkanı, milletimizle birlikte Meclis’e karşı da sorumluluk üstleniyor. Tüm bu düzenlemelerle yürütme göreviyle yasama organlarının görevleri arasındaki ayrım netleştirildiği için karşılıklı yetki aşımı, diye bir mesele inşallah olmayacak. Birileri çıkıp, Meclis’in ortadan kaldırıldığını, işlevsiz kılındığını söylüyor. Yok böyle bir şey. Meclis, ortadan kalkmak bir yana; güçleniyor. İşlevsiz bırakılmak bir yana daha geniş vazifeler üstleniyor. Öte yandan yargının bağımsızlığının yanına tarafsızlığını da ekliyoruz. Yeni sistemde herkes kendi işine odaklanacak. Eski dönemde çok tartışılan sıkıyönetim artık kalkıyor. Bu ülkede artık sıkıyönetim olmayacak. Bunun yerine zorunlu durumlarda olağanüstü hal ilan edilerek, sorunların üstesinden gelinmesi imkanı getiriliyor. Anayasa değişikliğiyle getirdiğimiz bir başka yenilik de cumhurbaşkanının partisiyle ilişiğini kesme şartını ortadan kaldırmak. Böyle şey olur mu? Cumhurbaşkanı adayı olacaksın, kurucusu olduğun partiden ilişiğin kesiliyor. Neymiş? O, tarafsızlığı getirirmiş. Bir insanın karakterinde, tarafsız olmak diye bir şey olur mu? Olmaz. Gerçekçi olmak lazım. Şimdi, bu da düzeltiliyor. İnşallah bu sistemle kazanan Türkiye olacak. Kazanan Türk milleti olacak” dedi. (DHA)